Yorgundu, çok yorgundu. Neredeyse üç gündür uyuyamamış, artık halüsinasyonlar görmeye başlamıştı. Tek düşündüğü o alelade, küçük ellerin o ucuz telefonda hareket ederken o tanıdık yüzün sükunetinin hatırasıydı. O bir şeyler anlatırken zerrece umursamayan yüzle aynı bedeni paylaşan eller, hiç umursamadan telefonda bir şeyler yapıyordu. O bir şeyler anlatmıyordu! Önemli bir şeyler anlatıyordu! Daha önce kimseye anlatmadığı… Kendi telefonuna baktı, rehberde adına dokunacaktı, vazgeçti. Umursamayan birisini aramak onu bıktırmaktan, rezil olmaktan başka hiçbir işe yaramazdı. Herkesin daima düştüğü bir yanılgıydı bu. Daha çok ararsa fark edileceklerini, umursanacaklarını zannederlerdi. Zavallılar! En azından o bunun faydasızlığının farkındaydı. Strateji kurarlardı bir kısmı da. Bazen …
Etiket: #telefon
20.03.2025
Usulca, geçen zamanı ürkütmemeye çalışarak nefes alıyorum. Anların arasında kaynayıp gidiyor soluğum. Kulaklarım dikiliyor. Neredeyse hiç ses yok. Burnumu, neredeyse uluyacak olan bir kurt gibi havaya dikiyorum. O an ulumak aklıma bile gelmiyor. Sadece çimenlerin kokusunu alıyorum. Ve sıcacık güneşin. Ve hafifçe esen rüzgârın… Sonra birden bir böcek gelip önüme konuyor. Büyük kabuğundaki renkleri izliyorum. Böcek kıpırdandıkça gözümde değişiyor. Kendi âlemindeki böceği rahat bırakıyorum. Telefonum usulca titriyor. Sanki o da beni ürkütmemeye çalışıyor. Gelen mesaja bakıyorum. Birkaç dakika sonra geleceğini yazıyor. “Keşke gelmese,” diye geçiriyorum içimden. “Keşke soluğum gibi ben de bu anın içinden kayıp gitsem ve istediğim anda kaybolsam.” …
18.10.2024
Tek başıma tatil yapmak istiyordum. Aslında başka seçeneğim yoktu. Ya evde oturup kimsem olmadığı için ağlayacak, ya da kendi başıma harika birkaçç gün yaşayacaktım. Belki birileriyle tanışırdım. hayatıma renk gelirdi… Netten tatil olanaklarına bakarken birden telefonum karıştı. Her dokunuşumda, ekran her kıpırdanışında tuhaf bir ses çıkmaya başladı. “grkp grkp… grkp grkp…” Telefon bozulmuş olamazdı. Bozulsa böyle mi bozulurdu? Aldığım tüm önlemlere rağmen biri hacklemiş olmalıydı. Onu sonra hallederdim. Bilgisayarımı açıp oradan gireyim dedim, Açar açmaz faremin ya da klavyemin her hareketinde aynı ses… “grkp grkp… grkp grkp…” Telefonumu hackleyen bilgisayarıma da girmiş olmalıydı. Bilgisayardan epey anlardım. Zamanım vardı, format atabilirdim. …
16.11.2023
Güzel kokan, güzel giyinen bir adam geçiyor karşısından. Yanında iki tane cins köpek… Köpeklerin bacakları Arap Atı gibi mübarek. Adamın elinde bir telefon var. Köpekleri dükkânın kapısının önünde bırakıyor. Benden sonra gelmiş ama bana el ediyor başlarında durmam için. Merak ettiğimden yanlarına gidiyorum. Severim köpekleri, yoksa adam emrettiği için değil. Ne güzeller öyle. Güçlü, ince, soylu… öylece duruyorlar. Köpekleri severim ama kokularını değil. O kendilerine özgü soluyuşları, havlamaları falan güzel de elimi sürdüğümde elimde kalan o kokuları yok mu… Ya da içinde köpek olan bir eve girdiğimde ortalığa hâkim olan, ne kadar temizlense gitmeyecek o ağır koku… Eğer bu adam …
23.01.2021
Telefon çaldığında çıkmak üzereydi. Bir pasajda bir dükkân kiralamıştı. Sadece oyuncak bebekler ve onların aksesuarlarını yapıp sattığı bir dükkândı burası. Yurtdışından gelen ve insanların tek seçenekleriymiş gibi görünen bebeklere inat, o türlü çeşit bebek ve türlü çeşit aksesuar yapıyordu. Küçük çaplı da olsa reklam verdiğinden insanlar, hatta bazı anaokulları ondan bir sürü şey alıyordu. Bebekler sadece dişi olmuyordu. Aslına bakarsanız, bebeklerini ve aksesuarlarını bir araya getirdiğimizde bir ülke inşa edebilirdiniz. Depodakileri de katarsanız… Telefonu açtığında akli melekelerinde sorun olduğunu sezdiği bir adam konuşmaya başlamıştı. “Bana on iki köylü bebek ve traktör, tohum, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, köpek, ve bir çift …
21.05.2020
Telefonun sesi, koskocaman evde yankılandı. Pahalı bir telefon olduğunu belli etmek ister gibi tok bir sesi vardı. Telefonun çaldığını haber vermiyor, beyan ediyordu. Gidip telefonu açtı. ‘Alo,’ bile demeden; birkaç saniye durduktan sonra, ‘tamam…’ demekle yetinip telefonu ağır hareketlerle kapattı. Salonun karşısındaki mutfağa gidip; suyun diğer çeşmelerin borularından çok daha geniş bir oluktan aktığı musluğu açtı ve özgürce akan suyu bir süre izledi. Gittiği yerde böyle özgürce akan bir suyu bulamayacaktı. Sonra musluğu kapatıp; salona, yanmakta olan şöminenin önüne yürüdü. Gittiği yerle belki de tek ortak nokta bu şömineydi. Ortak noktaya en yakın şey… Yani, gittiği yerdeki taştan ocağın, tencerelerin, …