Onu ilk gördüğümde koşuyordu. Görür gibi olduğumda desem daha doğru olacak aslında. Ölüm kalım meselesi gibi görünen bir meselesi olmalıydı. Öyle bir koşuşu vardı ki, kasları kesinlikle ona bu koşuyu ağır ödetecekti. Koşarken yanımdan geçtiğinde o boğuk inlemesini de işitebildiğime göre son anlarını yaşıyordu bayılmadan önce. Yine de o koşmaya devam etmek zorunda hissediyordu kendisini. Nitekim yüz metre sonra düştüğünü görmüştüm. Durumuna bakmak için ona doğru koştuğumda hala inlemekte olduğunu işittim. Sesi hafifti. Ölmek üzere olan bir köpeğin inlemesini andırıyordu. Ölmek üzere olan bir köpeğin son anlarına şahit olan biri olarak söyleyebiliyorum. Yerden kaldırmak gereksiz ve zalimce olacağından, kapağı açılmamış …
Etiket: şişe
26.08.2018
Yıllardır içinde büyüttüğü hayali, sonunda gerçekleşmişti. İşte Japonya’daydı. Ne gerekiyorsa yapmıştı. Tek başına, yanında kimse olmadan; amacına ulaşmıştı. Braillein, otomatik makinelerin ve düzgün sarı çizgilerin ülkesine. En çok da braille… Kendi yazısı her yerdeydi işte. Elleriyle okuyordu; çünkü Japonca biliyordu. Buraya gelmeden yıllar önce öğrenmişti. Ona düşeni yapmıştı. Hatta gelmeden önce bir iş bile ayarlamıştı. Burayla ilgili kötü şeyleri de kabullenmişti. Yalnızların ülkesi Japonya, meyve fakiri Japonya, canı çeyrek kokoreç çekse yiyemeyeceği Japonya, yabancıları kolay kolay kabullenmeyen, onları küçük bir çocuk yerine koyan, ciddiye almayan Japonya, bir kafede tanışıldığında; seni aramak, tekrar görüşmek için binlerce söz verip birini bile tutmayan …
25.08.2018
Viskimi uydurma şişesinden, yıllardır bu iş için kullandığım sadık, basit, meşeden yapılmış ahşap bardağıma doldurdum. Evet, belki şişesi uydurmaydı, ama kendi üretimim olan; deneme yanılma yöntemi ile yıllar içinde bulduğum bir tarifle damıttığım bir üründü. Evet, şişenin dışı uydurmaydı; ama; çok çok önemli bir ayrıntısı vardı. Bilmem bilir misiniz? Viski, şarap gibi şişede yıllanmaz; çünkü olgunlaşmasını fıçıdan çıktığı an bitirir. Viskiye tadını veren etmenlerden önemli biri de fıçının verdiği tattır. Her neyse, ben, şişede olgunlaşmasını bitirmesin diye, şişenin viskiye temas eden tarafını meşe ağacından yapmış, mantar da kullanmamıştım. Bu viskiyi sadece kendim içmem, dünyaya yapılmış bir haksızlıktı aslında. Biliyordum bunu; …
23.06.2018
Kuşlar ve sincaplar adına! bu ormanda çok mutluyum! Bundan beş yıl önce, kalabalık bir şehirde çalışıyordum. Hem de bir çöpçü olarak… En sevdiğim çöpler hayvan dışkılarıydı. Köy özlemimi gideriyordu kokuları. En sevmediklerim de pet şişeler… Çıkardığı sesten nefret ediyordum. Kağıtlar ve yemek artıkları da hoşuma gidiyordu. İşimden memnun olmasam da idare ediyordum işte. Ta ki, hayvan imha bölümüne ‘terfi’ olana kadar… İşte o zaman derhal, bir tek hayvan öldürmeden istifa ettim ve yerimi hayvanları işkence ederek öldüren bir sapığa devrettim. Ama ben mutluydum. Köyüme gidip yerleşmiştim. Şu an da alnım ak bir şekilde burada yaşamaktayım.
11.02.2018
Bir program kodlamıştı. Daha doğrusu bir site üzerinden indirebileceğiniz bir program kodlamış, ancak siteye girip üye olarak kodunu alan insanların yararlanabilmesini sağlamıştı bu hizmetten. Programın adı “Şişe” idi. Denize atılan içine mesaj yazılı kağıt konan şişelerden esinlenmişti. İnternet denizinde, rastgele mail adresleri bularak yazmış olduğunuz mesajı gönderen bir sistemdi bu. Ne isterseniz yazabilirdiniz. Dertleşebilirdiniz mesela. Eğer kaderciyseniz ve her yerde aşkı arıyorsanız, harika bir aşk mektubu döşeyebilirdiniz fotoğrafınızla birlikte. Yeterince romantikseniz fotoğrafınızı bile göndermez, yazdığınız mektuptan size aşık olunmasını bile beklerdiniz. Cinsiyetler tutarsa tabii. Ya da kimseye açamadığınız bir giz varsa yüreğinizde, onu yazardınız Midas’ın kuyuya bağırması gibi. Bunun gibi …