İyi bir insanım ben. İnsanların zayıf noktalarını, onlarla karşılaşır karşılaşmaz keşfedebilsem de lehime ya da onların aleyhine kullanmam. Eğer iyi biri olmasaydım o kadar insanın canı yanardı ki, bunu düşünmek bile istemiyorum. Eğer düşünürsem elimden bir kaza çıkar diye korkuyorum. İyi bir insanım ben. Balarılarını şerbetle, eşekarılarını yumurta sarısıyla beslerim. Ellerimden yerler. Bir kere bile sokulmadım. Dedim ya, iyi bir insanım ben. Kuşlar kafamdan saç toplar yuvalarını örmek için. Kediler paltomun altında ısınırlar. Kaç çete kavgasının arasına iki bıçağı ellerimle ayırarak girdiğimi saymadım bile. İyi ve güçlü bir insanım çünkü. Kuvvetli değilim ama. Üflesen yere devirirsin. Yine de güçlü olduğum …
Etiket: melek
24.11.2023
“Ne istediğini, istediğin şeye ne kadar ihtiyaç duyduğunu hiçbir koşulda belli etmeyeceksin!” Nefret ediyordum! Bu kuraldan nefret ediyordum! Her şeye rağmen yaşamak için uygulamam gerekiyordu onu. Blöf yapamıyordum. Böyle olunca da açlıktan nefesimin kokmadığı bir tek gün olmuyordu. İstediğim hiçbir şeye ulaşamıyordum! Bana göre değildi çok istediğim bir şeyi istemiyormuşum gibi yapmak. İhtiyacım olan bir şeye yokmuş gibi yapacak kadar rol yapma kabiliyetim de yoktu. Yani ne yaparsam yapayım bu kuralı uygulamak konusunda umutsuz vaka olacaktım ömrüm boyunca. O gün, sokakta amaçsız bir şekilde sürtüyorken karşılaştım onunla. Bir baykuştu… Her şeye rağmen, yani baykuş gibi görünse de; görünüşünde, tepeden tırnağa …
28.02.2023
Işıktan vücudu eğilmişti. İnsan gözüne görünemeyecek kadar şeffaf olsa da onu görebilen gözler için bitkin düştüğü ayan beyan ortadaydı. Keşke ne hâlde olduğunu görmesini istediği tek insana görünebilseydi. Keşke! Oysa o daha görebileceği şeylerin bile farkında değildi ki. Nurdan yapılmış incecik bir zemine, gri hareketli gölgeler gibi bir mürekkeple yazardı. Daima… Yani en azından o ana dek tüm ömrü boyunca böyle yapmıştı. Çünkü yazmak için yaratılmıştı. Yazdıkça hatırlamak için. O, yaşayan tüm insanların sayısı kadar olan yazıcılardan biriydi. Bazı kültürlerde onlara “melek” derlerdi ama görevi yazmak olduğu için “yazıcı” demek çok daha doğru olurdu. Ama yazamıyordu işte. Normalde ancak insan …
08.05.2019
Çok eski zamanlarda tanrı görünmezdi. Melekler ve cinler de öyle… Zaman geldi, insanlık onları görünür kıldı. Artık tanrıya ulaşmak çok kolay oluvermişti. Sadece onunla konuşamıyor, nasıl bir şey olduğunu anlayamıyorduk tam olarak çünkü herkese farklı bir şekilde görünüyordu. Melekleri ve cinleri görebiliyorduk; ama. Nasıl bir şey olduklarını idrak edebiliyorduk. Kılık değiştirdiklerinde bile, bu işin erbapları tarafından bir tür etiketleme sistemi başlatılmıştı. Cin ve meleklere de birer kimlik verilmişti artık. Melekler bu işe sıcak bakıyorlardı; çünkü onlar yaradılış icabı iyi varlıklardılar. Cinlerde durum değişkendi. İyi cinler bile özgürlüklerine epey düşkün oluyorlardı. Onlar da anlaşmalarla bağlanıyordu insanlığa. Eskiden söylenen cini kendine bağlama …
03.04.2018
Gökyüzüne baktı. En sönük yıldızlardan birisini aradı gözleri. Gözünün alabildiği en sönük olanını… Ve ona odakladı gözlerini yaşlarla dolsa da. Tüm dikkatini ona verdi. İlgisizliği anlardı çünkü ve ona yapılanı yapmamak için dahi olsa en sönük yıldızı arardı ilgisini sunmak için. Düşünürdü ki, bu sönük yıldıza bakmak pek olası olmayacağından ilgisiz kalmak rahatsız edebilirdi yıldızı. Düşünürdü ki, onun kadar uzakta birisinin dahi ilgisine hasret kalabilirdi o yıldız… Tıpkı onun gibi… Her zaman görmezden gelinirdi o da. Ya da ışıltısı sönük olduğundan görülmezdi. Ne var ki, yıldızlar katrilyonlarcalarken; onlar, Yani oturduğu evin mevcudu sadece sekiz idi. O hariç sekiz… Baksanıza, kendisini …