İş çıkışı. Önce eve gidip üzerini değiştirecek. Belki de değiştirmez. Ama arkadaşına vereceği hediyeyi unuttuğu için gitmek zorunda. Birkaç saat sonra işine yakın bir yerde bir kafede görüşecekler. Keşke unutmasaydı. Bir yerlerde aylak aylak gezerdi ne güzel. Ama şimdi iki kere işten eve evden işe gitmiş olacak. O sıkıcı şeyleri günde iki kere yapmak mı… Bir hediyelik eşya dükkanına gitse? Olmaz. Evinde fazlalık iki şey var. Başkaları kendisine hediye olarak vermiş. Ama hiç düşünülmeden verildiği için başkasına verilmek üzere bir kenara koyuldular.. Arkadaşı da o hediyelerden birisini verenlerden. Hangisini vermişti? Hatırlamıyor. Belki de iyi olur onun verdiği şeyin yine kendisine …
Etiket: #hediye
13.06.2025
İnci, bir arkadaşına doğum günü hediyesi almak için dükkanları dolaşıyordu. Eşsiz bir hediye olsun istiyordu; çünkü hayatında yapmayı sevdiği nadir şeylerden birisiydi hediye almak. Dolaşa dolaşa çıkmaz bir sokağa girdi. Orada köhne bir dükkan vardı. Dükkânın tabelasında: “Nadide eşyalar ve sanat eserleri satılır” yazmaktaydı. İçeriye girdi. Dükkânın sahibi uzun boylu, ince yapılı, zarif, yaşlı bir kadındı. Yaşını gösteren tek şey, makul ve dikkatli bakan masmavi gözleriydi. “İyi günler hanımefendi. Dükkânınızda hesaplı şeyler var mıdır acaba?” “Elbette, her kesimden insan dükkanımdan alışveriş yapabilir.” İnci dükkâna şöyle bir göz gezdirdi. Ortalık tertemizdi. Raflarda doldurulmuş hayvanlar, üzerlerine çeşitli figürler işlenmiş deri ciltli defterler, …
03.07.2020
Toplantıdaydılar; ama onun tek yaptığı karşısında oturmuş bir şeyler konuşan adamın resmini çizmekti. Söylenen hiçbir şeyi dinlememişti. Zaten oraya neden geldiğini de bilmiyordu. Onun ne işi vardı ki o masada? O bir sanatçıydı. Şiir yazar, resim yapar, keman çalardı. Bu şirkete de neden arkadaşlığını devam ettirdiğini bile bilmediği bir arkadaşının yardımıyla, yaratıcı, aslında kreatif, üretim müdürü olarak getirilmişti. Kreatif Üretim Müdürlüğü… Saçmalıktı bu. Daha önce böyle bir şey hiç duymamıştı. Zaten ne yapacağını zerre kadar anlamamıştı. Yine de… doğrusunu söylemek gerekirse açlıktan ağzı kokuyordu çok uzun zamandır. O kadar zayıflamıştı ki, içten içe şikâyet ettiği, neden arkadaş kaldığını sorguladığı arkadaşı …
28.04.2020
Ukala bir kadındı ama umurumda değildi. Aslında belki de umurumdaydı. Onu bunun için seviyor olabilirdim. Ukalalığı yakışıyordu. Belki de ukala oluşunun farkında olmaması bunun ona yakışmasına sebep oluyordu. Herkesin akıllı olması gerektiğini düşünüyordu bana göre. Yani herhangi bir şeyi düşünmemenin nasıl olabileceğine akıl erdiremediği için insanlara kızıyordu ve böyle yapınca insanlar onu ukala zannediyorlardı. Onun yanında oldukça mütevazı sayılmak bana iyi geliyordu. İnsanlara karşı iyi polis-kötü polis oyunu oynuyorduk sanki. Yine de yargılanması bazen sinirlerimi bozuyordu. Hak etmiyordu çünkü. Ben de fazlasıyla empatik bir adamdım. Yakışıyorduk birbirimize bana kalırsa; ama aramızdaki şeyin adı yoktu. O koymamıza izin vermiyordu. Bir çiçekle …
25.04.2020
Yerde öylece duruyor. İnanamıyorum… Böyle bir şeyi nasıl atmışlar yolun kenarına? Çocukken benim de bunun gibi oyuncak bir atım vardı. Belki aynı kalıptan çıkmıştır ikisi de… Tüylü bir attı bunun gibi; ama onun kuyruğu kırılmıştı. Nasıl kırılmasın ki, onunla yatar, onunla kalkardım yıllardır. Babam onu yapıştırdığında kahramanım oluvermişti. Yanına yaklaşıyorum. İlk aldığım zamana gidiveriyorum. Bir hediyelik eşya dükkânında görmüştüm. İlk defa bir şeyi bu kadar yoğun olarak arzulamıştım. Alsam mı acaba? Bu yaşta mı? Hemen onu yerden alıp koşmaya başlıyorum. Baştan sona dokunuyorum. Kuyruğunda bir kırıklık var. Sanki sonradan yapıştırılmış. Aynı benimkinde olduğu gibi. Onu başka bir çocuğa bana sormadan …