13.06.2025

İnci, bir arkadaşına doğum günü hediyesi almak için dükkanları dolaşıyordu. Eşsiz bir hediye olsun istiyordu; çünkü hayatında yapmayı sevdiği nadir şeylerden birisiydi hediye almak. Dolaşa dolaşa çıkmaz bir sokağa girdi. Orada köhne bir dükkan vardı. Dükkânın tabelasında: “Nadide eşyalar ve sanat eserleri satılır” yazmaktaydı. İçeriye girdi. Dükkânın sahibi uzun boylu, ince yapılı, zarif, yaşlı bir kadındı. Yaşını gösteren tek şey, makul ve dikkatli bakan masmavi gözleriydi. “İyi günler hanımefendi. Dükkânınızda hesaplı şeyler var mıdır acaba?” “Elbette, her kesimden insan dükkanımdan alışveriş yapabilir.” İnci dükkâna şöyle bir göz gezdirdi. Ortalık tertemizdi. Raflarda doldurulmuş hayvanlar, üzerlerine çeşitli figürler işlenmiş deri ciltli defterler, …

Okumaya Devam Et

06.09.2018

Kendi ellerimle yaptığım hindistan cevizli çikolatamı yerken onu düşünüyordum. Tuhaf kişiliğini, dolayısıyla da tuhaf amaçlarını… Astronomi okumasına rağmen, belki de bunun için zamana, zaman kavramına takmıştı. ‘Hora Usta’nın Yeri’ adlı dükkanında, bizzat ürettiği, oradan buradan bulduğu, tasarlayıp bir yerlere ürettirdiği binbir çeşit, vintage, retro, zaman ötesi… her zamana göre ürünler satardı. Bir antikacı dükkanı demek buradan beklentileri değiştireceğinden, burayı zaman temalı bir dükkan şeklinde tanımlamayı uygun bulduğunu söylerdi her fırsatta. Yaptığı bu iş, sattığı bu şeyler, okuduğu ve okumakta olduğu branşla pek ilgisi yokmuş gibi görünse de burası, onun hayallerindeki sahip olacağı şeyin küçük bir simülasyonuydu bir nevi. Zamanlar arası …

Okumaya Devam Et

09.01.2018

Bir antikacı dükkanında görmüştüm onu. Eski, tahta bir bavul… Bir asker bavuluydu muhtemelen. İçinde bir şeyler varmış gibiydi. Antikacıya sorduğumda onu açamadığını söylemişti. Bakmak için izin aldığımda, neredeyse bir dokunuşta açıvermiştim. Bavulun içi küflenmemişti bile. İçindekiler de. İçinde bir sürü oyuncak vardı. El yapımı, ahşap oyuncaklar… Çoğu yekpare kütüğe oyulmuş, bir kısmı başka ucuz, kendi halinde malzemelerle desteklenmiş… Tahtadan büyüklü küçüklü atlar, faytonlar, kağnı arabaları, askerler, sapan… bir sürü şey vardı. Bir de kadife bir kutu durmaktaydı en altta. Diğerlerini çıkarıp onu açtım. Reçine, ahşap ve naftalin kokusu karşılamıştı burnumu kutuyu açar açmaz. Güzeller güzeli bir bebekti kutuda öylece yatan. …

Okumaya Devam Et