İri yarıydı ama o kadar kibar konuşurdu ki, sanki un ufak olmak istercesine her kelimesinde bir kat daha kırılırdı. Bu kibarlıktan kırılma hali ona iticilikten ziyade sevimli bir hava veriyordu. Şu iri yarı ama nazik; ya da iri yarı ama saf insanlardan değildi o. Gereğinde hırçın da olmayı bilirdi. Kişilik değişimleri son derece normaldi. Bir tip değildi sonuçta. Ya da düşünmeyen bir sıradan insan müsveddesi… Kendisine has fikirleri vardı. Okurdu, yazardı, gülerdi… Kendisiyle alay ederdi. Onu onunla daha hiç konuşmadan sevmiştim. Şimdi de görüşmeye gidecektim. Bir sürü insanın yanında olsa da sanki bir randevuya çıkacakmışız gibi heyecanlıydım. O ise bundan …
Etiket: oku
27.02.2019
“Oku…” demişti hocam. Okumuştum ben de… Sonra, yani okurken; okumakta olduğum ve okuyacağım şeyleri yorumlarken kullanmam gereken; ya da kullanırsam yararlanacağımı düşündüğü bakış açılarından söz etmiş, bazı talimatlar vermişti. Düşünmemi sağlamaya çalışmıştı son gücüyle. Kimi zaman birlikte düşünmüştük. Bazense, yollarımız ayrılmıştı düşüncenin dehlizlerinde. Bir mumla, beni kendi yoluma uğurlamıştı keşfetmem için. Kendi mumunu alıp kendisi de başka yerlere gitmişti. Ardından yollarımızı anlatmıştık birbirimize. Sonra ölmüştü hocam… Ölmeden önce son emri, “Yaz…” olmuştu.
07.06.2018
Tek başıma oturduğum alçak duvara bakıyordum. Bir bahçeyle yolu sadece ayırmak için örülmüş bir duvardı. Tehditkar değildi, uyarıyordu sadece. Rica ediyordu. “Burada bir bahçe var ve bahçedekiler bunu bilmenizi istiyor haberiniz olsun. Buyurun, üzerime de oturabilirsiniz. Belki bir şeyler yer, bir şeyler okursunuz. Yalnız çok rica edeceğim, bahçeye girmeyin. Belli mi olur, belki ayağınızla yeni bitmekte olan bir çiçeği eziverirsiniz. Yazık değil mi? Topunuzla bir gülün dalını kırıverirsiniz belki. Kedilerin, köpeklerin başımızın üzerind yeri var. En kötüsü bir kökün dibine tuvaletlerini yapıp toprağı eşerler. Ne güzel, gübre olur oncağızlara da. Bir de kuşlar gelir. Onlar da buyursunlar gelsinler. Zaten bir …