“Sizi değiştiren insanları sevin,” derdi arkadaşımın babası. Bazen bize kitap verirdi, sonra da birlikte haklarında konuşurduk. Oğlu, daima itiraz etmeye hazır; “Sevmek keyfi değildir ki baba,” demişti bir defasında. “Yanlış,” demişti Hasan amca, oolanca güveniyle. “Aşık olmak keyfi değildir. Sevmek, bilinçli bir iştir.” Kitaptaki karakterler kötüyse, yani biz öyle düşünüyorsak, hasan amca hemen onun karakteri değiştirip değiştirmediğini sorgulardı. Ve elbette, değiştirdiği ortaya çıkardı. Yoksa yazar onu oraya neden yerleştirecekti ki, öyle derdi Hasan amca. Oradan taşınırken hasan amcaya onu sevdiğimi söyledim. Elimde yerde bulduğum bir tohum vardı. Ne çıkacağını bilmiyordum. “Seni seviyorum çünkü beni değiştirdin Hasan amca,” dedim o tohumu …
Etiket: komşu
25.04.2025
İç çekerek yerinden kalktı. İneceği durağa gelmişti, uzanıp düğmeye bastı ve otobüsün durağa ilerlemesini bekledi. Otobüsten inecek ve yürüyecekti. Bir sokak geçecek, muhtemelen kapısının önünde oturan komşusunu selamlayacak ve o sırada çantasını açıp anahtarını çıkaracaktı bir dakikayı harcamak istemeyerek. Komşusuna mecburiyetten selam verdiği, işte bu hareketinden anlaşılacaktı. Dikkatli biri anlayacaktı bunu ama. Komşusu hiç umursamayacaktı. Mutlaka onu lafa tutmaya çalışacaktı. O ise medeni bir şekilde sohbet edecek, ilk fırsatta uzun bir adımla kibarca uzaklaşacaktı evine doğru. Sonra kapıyı açacak, içeri girecek, kilidi sağlama alacak ve derin bir iç geçirecekti yine. Sonra sessizlik… Huzurlu bir sessizlik… İşine dalacaktı sonra. Geceyi uzatmaya …
05.09.2018
Daktiloma kağıt takıp yazmaya başladım ve bu ilk cümlem. Merhaba… Ben bir ralli pilotuyum. Adımı söylemeyeceğim ama arkadaşlar arasında “Kurtçuk” diye bilinirim. İki anlamıyla da… Hem böcek olan kurtçuk; çünkü sessizdir ve kendisine özgü bir hareket etme şekli vardır. Hem de köpekgillerden olan kurt. Kurtçuk; çünkü ufak tefek ve gözlerimde çok fazla sarı benek var. Ve bakışlarım… Tıpkı bir kurda benzediğini söylüyorlar bakışlarımın soğukluğunun. Ben onların yalancısıyım. Rallinin her branşında yarıştım… ama devam etmeyeceğim bundan böyle. İştahım kalmadı ve bunun nedeni hakkında en ufak bir fikrim yok. Yine de fikir yürüteyim haydi. Bence; artık başka bir hırsımı bambaşka bir şeye …
07.06.2018
Tek başıma oturduğum alçak duvara bakıyordum. Bir bahçeyle yolu sadece ayırmak için örülmüş bir duvardı. Tehditkar değildi, uyarıyordu sadece. Rica ediyordu. “Burada bir bahçe var ve bahçedekiler bunu bilmenizi istiyor haberiniz olsun. Buyurun, üzerime de oturabilirsiniz. Belki bir şeyler yer, bir şeyler okursunuz. Yalnız çok rica edeceğim, bahçeye girmeyin. Belli mi olur, belki ayağınızla yeni bitmekte olan bir çiçeği eziverirsiniz. Yazık değil mi? Topunuzla bir gülün dalını kırıverirsiniz belki. Kedilerin, köpeklerin başımızın üzerind yeri var. En kötüsü bir kökün dibine tuvaletlerini yapıp toprağı eşerler. Ne güzel, gübre olur oncağızlara da. Bir de kuşlar gelir. Onlar da buyursunlar gelsinler. Zaten bir …
02.05.2018
Eve gitmek istemiyordum. Beni ölümcül bir şey beklemiyordu evde. Gitmek istemememin nedeni tehlikede olmam değildi. Sadece can sıkıntısıydı. Canımın sıkılmasının nedeni de komşularımdı. Daima beni lafa tutan yaşlı bir adam vardı kapının önünde ve benim geliş saatlerimi beklemek için resmen nöbet tutmaktaydı bahçede. Neden benimle konuşmak istiyordu anlamıyordum. Sohbetim öyle ahım şahım değildi ki. Hatta adamın sorularına kısa ve belirsiz yanıtlar veriyor, konuşmayı genişletebilecek her şeyden kaçınıyordum. Bazen neredeyse onu terslediğim bile oluyordu. Tüm bunlara rağmen, benimle konuşmaya çalışmaktan bir türlü vazgeçemiyordu, geçmiyordu. İnsanların konuşmak isteyeceği bir insan değildim ben. Az konuşurdum. Çoğu zaman dinlemezdim bile. Yani şu az konuşup …