Yaz tatiliydi. Elime para geçince karımın dırdırından kurtulmak için Karadeniz turuna çıktık. Çocuklarla birlikte… Bizim kaşık düşmanının en çok istediği şeydi bir Karadeniz turu. Neredeyse evlendiğimizden beri söylüyordu. Bıkmıştım artık dırdırından. Çocuklar da merak eder olmuştu Karadeniz’i. Onlar da eklenince başımı kurtarmak için çıktık bir yola işte. Bizim arazi cipiyle gidiyorduk. Benim büyük kız arabayı iyi kullanırdı. Onunla ortaklaşa sürüyorduk. Keşke küçük değil de o oğlan olsaydı. Zaten bende şans olsa… Bu karıyla değil de… Vallahi Lopes olsa evlenmezdim. Başımı boşa belaya sokmazdım ama neredeee. Haritaya bakarak ve navigasyonu kullanarak gidiyorduk işte. O kadar yol derdi çekiyordum ama bizimki türk …
Etiket: araba
31.01.2018
Tek katlı evimin penceresinin önünde, bir kaç ay içinde, türünü bilemediğim bir ağaç büyümeye başlamıştı. Gövdesi çok güzel kokuyordu ve yamru yumruydu. O kadar şekilsizdi ki, bir zencefil kökü onun yanında dümdüz kalırdı. Bir gün arkadaşımın oğlu gelmişti ve bir oyuncakçıda gördüğü arabayı alamayınca kıyameti koparmıştı. Öyle içli ağlamıştı ki, ağlamaktan yorgun düşüp annesinin kucağında uyuyakalmıştı. Pahalı olan arabayı alamayan annesi en az onun kadar üzülmüştü bu duruma. Bir yandan da bana bir çocuğun her istediğinin yapılmaması gerektiğini söylüyor, imkânsızlıklarının iyi bir yanını bulmaya çalışıyordu. Gerçi haklıydı. Bir çocuğu şımartmak ona kötülük yapmak olurdu. Yine de ikimiz de biliyorduk ki, …
21.12.2017
Bir dolapta duruyordu maket. Ne zamandır bir uçak maketiyle uğraşıyordum. İşten sonra uğraştığımdan pek hızlı ilerleyemiyordum. Neler yapmamıştım ki! Evler, parklar, arabalar, tapınaklar, okullar, kütüphaneler… yaptığım bu maketleri bu iş için özellikle boş bıraktığım bir odada bulunduruyordum. Özel raflar yapmıştım onlar için duvarlara. Bu uçağı tavana asacaktım. Diğer uçaklara yaptığım gibi. Küçük bir havuzum da vardı gemiler için. Maket bitmek üzereydi. Hatta bugün biterdi. … Bitmişti.. Bir gün sonra bitmişti ama. Ertesi gün, ev alışverişi için pazara gitmem gerekiyordu. Yine iş çıkışında halletmeyi düşünüyordum. Pazarda bir adam çiçek coşturan su satmaktaydı. Onu daha önce de görmüştüm. Adam ısrarla bu suyun …
15.12.2017
Çok mutluydum! Gerçekten çok mutluydum… Uzun zamandır mutlu bile olamazken şimdi çok mutluydum. Şansıma inanamıyordum. Resmen piyangoda büyük ikramiyeyi tutturmuştum. Hem de tam bilet almıştım. Yani tümü bana çıkmıştı. Tam ihtiyacım olan şeydi. Bu parayla neler neler yapmayacaktım ki… Bir çiftlik alacaktım. Özel bir okul yaptıracaktım. Sonra… Henüz düşünmemiştim fazlasını; ama yapacaktım bir şeyler işte. Kim gerçekten para kazanacağını düşünür ki? Detaylı planlarım yoktu. Basmakalıp planlarım vardı henüz. Belki de bu ülkeyle hiç uğraşmaz, yurt dışına çıkardım. Nereye gidebilirdim acaba? Amerika’ya… Neden olmasın. Paramı aldığımda medya benimle epeyce ilgilenmişti. Planlarımı öğrenmek istemişti herkes. Bilmediğimi söyleyince yüzlerinde kıskançlık dolu ifadeleri görmüştüm. …
13.12.2017
Uzun zamandır bu kadar güzel bir çay içmemiştim. Yaptığım uzun yürüyüşlerden biriydi. Çok yorulmuştum. Yürümekten değil, düşünmekten… Bir banka yakın seyyar bir çaycı görünce yanına gitmiştim. Plastik ya da kağıt bardaklardan içmeyi sevmesem de canım çok istemişti bir bardak çay. Hem yorgunluk giderirdi, hem de kafa dağıtır, rahatlatırdı. Arabaya yaklaştığımda, kırk-kırk beş yaşlarında, iyi giyimli bir adamı gördüm semaverinin başında. Bardaklar da kağıt ya da plastik değil, yenilebilir bardaklardı. Arabanın bir kenarında yazılan açıklamaya göre, tatlı ya da tuzlu seçenekleri vardı ve yarım saat çayı içinde tutabiliyor, yaklaşık yarım saat sonra da yumuşamaya başlıyordu. Ağzım açık kağıda ve bardaklara bakakalmıştım. …
10.11.2017
Arabasını park ettikten sonra derin bir nefes alabildi. Yorulmuştu. Suyunu çıkartmıştı patronu. Nefret ediyordu! İşinden, iş arkadaşlarından, ev-iş arası gittiği yoldan… Her şeyden nefret ediyordu. Tek sevdiği şey, hayatını yaşanabilir kılan tek şey dokuduğu halılardı. Küçük bir tezgahta dokurdu onları. Çeşit çeşit iplikten, çeşit çeşit resimler dokurdu. Üç boyutlu olurdu desenler. Çıkarıp almak isterdi halılara bakan herkes. Gerçi pek kimseye göstermezdi onları. Satmamıştı da hiçbirini. Sadece birisini birisine hediye etmişti. Aşık olduğu insana. Oysa o, eline alıp sıradan bir gülüşle kabul ettikten başka hiçbir tepki vermemişti. Gerçi ne beklediğini de bilmiyordu ya…O halıya tüm düşlerini döktüğünü nereden bilecekti ki? O …