11.03.2020

Yavru domuzcuk evinden kaçmıştı. Bir domuz çiftliğinden… Bir yerden kulaklarıyla topladığı bir umut kırıntısı uğruna bir yola çıkmıştı işte, bakalım ne olacaktı. Umutluydu domuz. Umut kırıntısı, bir domuzu kesmek üzere götüren bir insandan gelmişti. “Müslümanlar,” demişti adam burnundan küçümseyen bir havayla birlikte bir sümük parçacığı fırlatarak. “Bu güzelliklerin etini yemiyorlar…” Müslümanlar da onlar gibi insan olmalıydı. Nasıl anlayacağını bilmiyordu bir Müslüman gördüğünü; ama bir şekilde kırıntıları takip edecekti böyle. Ümit kırıntılarını… Galiba bulmuştu bir Müslüman. Ona ifadesiz gözlerle bakan birisini bulduğu için böyle düşünüyordu. Oysa sonradan birkaç cümleden seçebildiği kadarıyla bu adam Yahudiydi ve domuzlardan son derece nefret ediyordu. Yine …

Okumaya Devam Et

10.03.2020

Elinde telefonu, düşünüyor. “Acaba şu telefon rehberinde olan birisiyle mi birleştireceğim hayatımı?” Rehberdeki kişilerin fotoğraflarına teker teker göz atıyor. Bazılarında fotoğraf olmasa da önemi yok. Onları da anımsayabiliyor. Birisi hariç… Yoksa o mu? Elindeki bir telefondaki, küçücük bir programa indirgenmiş tüm dünyası bir anda adeta. Diğer tüm insanlar, tüm yüzler sıfırlanıp; o anımsanamayan yüzün pikselleri büyümekte zihninde. Oysa pikseller karanlık… Aniden bu numarayı arayıveriyor. ‘Aradığınız numara kullanılmamaktadır’ bile demiyor bir bant kaydı. Yok, telefonda ses yok… Sonra derinlerden bir yerlerden yeğeninin telefonu eline alıp rehbere bir şeyler girdiği an geliyor aklına. Gülüyor. Gözlerini devirmesiyle dünyadaki olasılıklar arkaplanına geri geliyor. Yine …

Okumaya Devam Et

08.03.2020

Hayatı boyunca, yani en azından çocukluğundan itibaren uzun yıllar boyunca kadınlarla, onları kaldırarak ya da taşıyarak iletişim kuran bir adamın ilişki anlayışı nasıl gelişmiştir acaba? Kaldırılmak, taşınmak isteyen kadınlardır bunlar. O adam bir balettir ve taşıdığı, dans ettiği, kaldırdığı kadınlar da balerindir. İki taraf da bu işe gönül vermiştir. Kadın vücuduna hiç yabancı değildir o eller. Hatta onlar için işlerinin bir parçasıdır kadın vücudu. Yani muhtemelen profesyonel bir tür mesafe olacaktır. Yine de kadınla belki de başka hiçbir meslekte olmayacak olan bir iş birliği içinde olmak durumundadırlar. Böyle bir adamın baleyle hiçbir ilgisi olmayan bir kadından hoşlanması, benim gibi birisiyle …

Okumaya Devam Et

07.03.2020

Zengindim. İstediğim her şeyi alabilirdim paramla. Yatırımlarım boldu. Bir iş de yapmıyordum. Sadece takılıyordum. Dünyayı gezmiyor, şiir yazmıyor, kitap okumuyor, spor yapmıyor, yüzmüyordum. Birisini sevip sevmediğimi bile bilmiyordum. Sevgi benim için hayatımdaki bir sürü muammadan biriydi. Aslında muamma bile değildi. Umursamayıp ‘muamma’ deyip geçiyordum her şeye… Ne yaptığımı bilmiyordum. Sabah kalkıyordum, bir şekilde akşam oluyordu ve tekrar sabah kalkıyordum. Uzun zamandır saatim yoktu. Yakın zamanda bir arkadaşım altın bir kurmalı saat almıştı; ama kurmayı çoğunlukla unuttuğum için güvenilir değildi kolumdaki zaman. O saati bana kimin aldığını bile hatırlamıyordum. Babamdan kalma paramın suyunu çekeceği, benim kendime geleceğim, hayatın anlamını falan arayacağım …

Okumaya Devam Et

06.03.2020

Şeytanlıkla işi yoktu ama kimin tamamen iyi olduğunu söyleyebilirdik ki? O da sinsi sayılabilecek birisi olmasa da… biraz tuhaftı. Beyni biraz farklı çalışıyordu. İnsanlara iltifat ederken onları aşağılar bir tarzda yapardı bunu. Kötülük yaptığını düşünürken de aslında size iyilik yaparken bulabilirdiniz onu. Sevilmeyi sevmeyen tonlarca insandan birisiydi aslında. Tek farkla, böyle birisi olduğunu bilir, bunu gayet bilinçli yapardı. Sevilmek için meydan okuyacak salak birisini bulma peşinde de değildi; ama öyle birisini bulmuştu bile. Beni… Bana ne yaparsa yapsın, nasıl bir ters yöntem kullanırsa kullansın, karar vermiştim onu sevmeye bir kere, gerisi boştu. Yine de o kazanmıştı tuhaf düellomuzu. Benim yaptığım …

Okumaya Devam Et

05.03.2020

Bir kafede, benden önce birbirlerini umursamayan binlerce insanın oturduğu soğuk bir sandalyeye oturup soğuk bir masaya dirseklerimi dayadım. Önümde sentetik, köpükten bir bardak vardı ve üzerinde ismim yazılıydı. Keşke söylemeseydim gerçek ismimi. Bir soğuk ağıza daha ihtiyacı yoktu üşüyen ismimin. Bardaktaki sıcaktı. Orada kahve olmayan iki şeyden tarçın kokanını içmekteydim. İnsanın içini ısıtıyordu. Kafeinin alan sıcaklığı yoktu onda. O, gerçekten veriyordu. Kafeini sevmediğimden değildi; ama doğru doğruydu. Ne kadar sevsem de, ihtiyaç da duysam, kafeinin bir şeyler almadan vermişliği yoktu. Hele şimdiki kafein içeren şeylerde daha çok seziliyordu bu durum. Telefonumun ekranını açtım. Şifre mifre koymazdım. Hemen açılmıştı onun için. …

Okumaya Devam Et

04.03.2020

Diş perisine inanmaması için hiçbir neden yok. Birkaç kere yastığının altına diş koyup yerine birkaç kuruş almışlığı var. Oysa bugün diş orada, yastığının altında durup duruyor. Peri bunlar, grev yapacak hâlleri yok. Akılları mı şaştı acaba? Karıştırdılar mı yatağını? Dişini falan mı kaçırdılar gözlerinden? Yani her çocuğun yastığına bakamıyorlar demek ki… Belki de burada çok çocuk var diye kaçtı gözlerinden. Annesiyle babası öldü öleli, o da yavaş yavaş erimekte dünya yüzünde sanki. Kimse onu onlar gibi sevmiyor ki. Her lafında ağzının içine bakmak şöyle dursun, artık yüzüne bile zar zor bakılıyor neredeyse. Diş perileri niye unutmasın ki?

Okumaya Devam Et

03.03.2020

Karımı sevmiyorum. Sevmemek bir yana, varlığı benim için kanatan bir kaşıntı. Sanki kendisini çoğaltıp derime uyuz böcekleri gibi tünel kazmış. Sadece derime değil, tüm vücuduma… Beni tüketiyor… Mutluluğumu, huzurumu yarattığı kaşıntıyla aldı götürdü. Artık boşansam da işe yaramaz. Kaç tanesini tahliye edeceksin ki? En azından uyuz böcekleri sessizdir. oysa onun bitmez tükenmez kelimeleri, kulak tırmalayıcı bir de sesi var onları sarf ettiği… Bugün kesin karar verdim! Ne zamandır düşünüyordum ama kendime yediremiyordum galiba. Ya da korkuyordum… ama artık anlıyorum… Tek çözüm, böcek ilacı. Onunla o kadar çok yaşadım ki… Sanırım o ilacı kendim de içeceğim. Ne olursa olsun onsuz yaşayamam …

Okumaya Devam Et

02.03.2020

Tebeşirin tahtada çıkardığı sesi sevmez. Kötü hatıralar gelir aklına o saçma sapan “tssss tık tss tık tık tı tık tssss…” sesini duyduğu zaman. Bazen geriye çektiğinde tuhaf bir gıcırtı sesi olur ya, onu da sevmiyor. Tahta silme sesini de; sildikten sonra silgiyi tozdan arındırmak için bir yere vurulmasından çıkan o tok sesi de… Tebeşir kokusunu nerede olsa alır. Oysa kokusu normalde yok gibidir. Nefret bazen farkındalığı arttırdığından olsa gerek… Bir öğretmen o. İşinden istifa edip özel ders vermeye başlamış. Tüm çocuklara özel ders verir. Her düzeyden çocuk, onunla çalıştıktan sonra sıra dışı başarılı oluyor. İstediği ücret de ortalama. Tüm bu …

Okumaya Devam Et