23.11.2023

Kar yağıyordu. Çocuk elindeki büyük çuvalı sürükleyerek kulübesine gitmeye çalışıyordu. Ayaklarının ve sürüklediği ağır çuvalın karda bıraktığı izleri takip eden bir leopar vardı arkasında. Leoparın karda bıraktığı izler çok hafifti. Çocuk arada bir arkasına bakıp leopara gülümsüyor ve tekrar yoluna devam ediyordu. Çuval gerçekten çok büyüktü. İnce olmasına rağmen dayanıklı bir bezden dokunmuştu. Tıka basa doluydu. Çocuğun beline kadar geliyordu. Çocuk orta boyluydu. Zayıf ve kaslıydı. Kasları sicim gibiydi. Kemikleri dayanıklıydı. Yüzü, elleri, bilekleri ve boynu, yani vücudunun giysilerinin örtemediği kısımları güneşin ve rüzgarın etkisiyle yıpranmıştı. Giysileri hayvan postlarından, eğrilmemiş yünden, işlenmemiş bitki liflerinden ve kemiklerden müteşekkildi. İçinde bulunduğu şartları …

Okumaya Devam Et

14.11.2023

Kim derdi ki yaptığımız bu hareketin hayatımızı kurtaracağını? Hem de sadece bizim değil, dünyamızdaki tüm insanların kurtulacağını? Beni gün henüz ışımaya başlamışken dürterek uyandırmış, yüzüme bakmıştı. Bu gözleri, bu minnettar ifadeyi hatırlıyordum. O, kurtardığım ilk mahkûmdu. Taksi şoförü bir kadın. Müşterisini öldürdüğü söyleniyordu. Deliller ikinci dereceydi ama yargıç, idam cezası vermişti ona. Yargıcın kadınlardan nefret eden bir adam olması tesadüf müydü? Bir de kadın bir taksi şoförünün varlığını mahkemede ayan beyan sorgulaması. *** Hiçbir şeyi tam olarak bilemediğimizi söylerken ne kadar da mütevazı görünürüz değil mi? Oysa bunu söyledikten belki on beş dakika sonra, yargıç kürsüsünde mesela birisinin kalemini kı- …

Okumaya Devam Et

12.11.2023

Onlar… Yıldızlara ve aya bakıp dönerek etraflarında ve çevresinde dönerek birbirlerinin, Uluyup ya da haykırıp yıldızlara ve aya ve dönerek onlar gibi boyuna, Nar rengi kanın akmadığı bir oyun oynuyorlardı. *** Cırcır böceklerinin öttüğü bir yaz gecesiydi. Deringece dört ayağı ve gövdesiyle koşuyor, koşuyordu. Peşinde koştuğu bir canlı vardı ama onu yemek niyetiyle koşmuyordu. Tek istediği önüne çıkmaktı. Ondan sonrasına onu yakaladıktan sonra karar verebilirdi… Belki de üzerine çıkar ve biraz tepinirdi. Ya da pençelerinden biriyle tembel tembel tutar ve utkuyla uluyup onu kızdırırdı. Önemli olan o değildi şimdilik. Tek düşündüğü onu tutmaktı. Ve uzun bir sıçrayış… Ve evet! Yakalamıştı …

Okumaya Devam Et

08.11.2023

O gecenin böyle sonuçlanacağını hiç kimse bilemezdi elbette. Hoş benden başkasının da bileceği yoktu. Anlatsam bile bana hangi çılgın inanır bilmiyorum ama en azından deniyorum… O gece, oturmuş hayatımın çok sıkıcı olduğumu düşünüyordum. Sınırlanmış olduğumu… Beni arayacağını söyleyen adam aramamıştı. Ondan telefon beklemekten yılmıştım. Bir yandan beni kendisine bağlamak için bana iyi davranıyor, sözler veriyor, diğer yandan da bir paketten yırtılan, havadan hafif bir ambalaj parçasıymışım gibi üfleyerek uzaklaştırmaya bile zahmet etmiyordu. Artık bu durumdan bıkmıştım. Yanımda olduğunda ne kadar güzel zamanlar geçirdiğimizin bir önemi olmadığını anlamak zorundaydım. Bana kimse böyle zamanlar geçirtmiyor olabilirdi ama kimse bu denli önemsiz olduğumu …

Okumaya Devam Et

05.11.2023

Yirmi iki yaşımı kutladığım günün, masallara layık bir doğum günü kutlaması olacağını şüphesiz tahmin edemezdim. Bir kafe, yapılmak üzere olan sürprizi bilmiyormuş gibi davranmak zorunda bırakılmış şahsım ve bir sürü insan… İnsanların bir kısmı arkadaşım, kafede oturan, konuyla ilgisiz diğerleri. Ve elbette kafe çalışanları, namı diğer garsonlar, aşçı ya da aşçılar… Pastayı getiren, ses sistemini saçma sapan doğum günü şarkısını çalması için ayarlayan garsonlardı ne de olsa. Onlara da lanet etmeyi unutmamak gerekir değil mi? Ben epey ikna edici bir şaşkınlık çığlığı koyuverip mumları hiçbir dilek dilemeden üflerken; son derece sıradan, beyaz yakalı bir tipe benzeyen adamın biri yanıma geldi, …

Okumaya Devam Et

02.11.2023

Örümcek ağı eğirmenin ne kadar zor olduğunu bilir misiniz? Toplamak bile başlı başına zorken gerisini siz düşünün.… İşte ben bu işi yaparım. Örümceklerin damla damla karınlarından sağarak ördüğü o ağları bir bir toplar, onları eğiririm. Sonra da ağlar elime yapışmasın diye kendi ellerimle yaptığım pudrayı ellerime bulayıp onlara düğümler atarım. Diğerlerinin yaptığı gibi boyamam bu ağları. Buna ne hacet. İpin rengi düğümün niyetini değiştirmez, bilirim. Çünkü düğümün niyeti benim niyetimdir ve niyetim ne iyidir ne de kötü. Renksiz ve rengârenk, bir ahenktir. Düğümlere üflerim ben, ama önce düğüm yaratırım. İpleri yaratanlardan ödünç alır, onları toparlar, birbirlerine kararım. Zaten sapasağlam olan …

Okumaya Devam Et

26.10.2023

İncilerle bezenmiş gümüş bir kupanın içindeki basit görünen ve kokan, yüksek dağlardan gelmiş tertemiz ve tatlı su gibiydi. Onu herkes severdi bir zamanlar. Oysa şimdi… Elini boynundaki gümüş muskaya götürdü. Ne yapacaktı şimdi? “Keşke kötü birisi olsaydım,” diye geçirdi içinden. “Keşke onların yapmış olduğumu söylediği bir tek şeyi olsun yapmış olsaydım gerçekten.” Kime neyi kanıtlayacaktı? İstemiyordu ama. Kimseyle mücadele etmek, kendisini insanlara kanıtlamak istemiyordu. Gidecekti… Sadece oralardan uzaklaşmak istiyordu. Ama bu uzaklaşmanın sadece bir ara olduğunu da biliyordu. Eninde sonunda geri dönmek zorunda kalacağını… Hayat böyleydi çünkü. Aşamadığın bir şeyi daima karşına çıkartırdı. Gözyaşlarındaki tuzu diliyle kontrol ettikten sonra yoluna …

Okumaya Devam Et

17.10.2023

Şekeri yakarak oluşturulan pamuk helvasını satarak geçinirdi. Bir avuç toz şekerden büyüleyici, insanın yüzünü gömmek isteyebileceği pamuk yığınları yapan bir makinesi vardı. Gıda boyası falan kullanmadan yapardı yenebilir pamuklarını. Sık sık uğradığı bir park vardı. Oradaki bir bankın önüne park ederdi arabasını. O bank genelde kullanılmazdı. En fazla pamuk helvası sırasını beklemek için ancak iki kişi tarafından kullanılabilirdi. En hatırlı müşterisi on yaşındaki bir kız çocuğuydu. İsmini öğrenmemişti. Her nedense sormak hiç aklına gelmemişti. Ama kız her pamuk helvası aldığında kulağına götürür, o da: “Bu kez ne fısıldıyor senin periler?” diye sorardı. Kız da her defasıdda ciddi ciddi dinledikten sonra …

Okumaya Devam Et

13.06.2023

Kadınların, erkeklerin ve çocukların geldiği bir kuaför burası. Ben… Ben bir bilim insanıyım. Genetikçi… Ama kimse bilmiyor bunu. Onlar beni geveze bir kuaför zannediyorlar. Bir sürü personelim var. Bazen erkeklerin bakımlarını yaparım, bazen kadınların bazen de çocukların… Neredeyse her müşteriyle konuşmuşumdur. İlk gelen herkese ilk ben bakarım. İşçilerim bunu ne kadar önemsediğimi bilirler. Bu arada tıpta, ihtisas alanı olarak da psikiyatride ikinci diplomamı aldım. İki yıl da Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri okudum. Elim zaten böyle şeylere yatkındır, oldum mu sana bir kuaför… Sonra da bir proje dahilinde bir dükkanım oldu, boş verin ayrıntısını. Sonra ünlendikçe ünlendim. Ve şimdi, binlerce …

Okumaya Devam Et

11.06.2023

Özgürlüğün tadına varan bir tohumsun. Kendini, ne olacağını belirlemen için bir fırsat verilmiş sana. Tam şimdi. İstediğini olabilirsin. Hiçbir şey bile… Evet, hiçbir şey olmamayı da seçebilirsin. Bunu yapma özgürlüğün var! Düşünebiliyor musun! Sen… Ne olmak istiyorsun? Bir çift vakumlu antene benzeyen uzantı ve plazmadan oluşan bir merkezden ibaret olmayı seçtin. Evet bunu yaptın? Neden? Fark etmeyi ve değişebilir olmayı istedin çünkü. Fark ettiğin şeye göre değişebilmeyi…

Okumaya Devam Et