Sabah ezanıyla kalkmıştım. Namazımı kılıp çıktım. Bir işim ya da gidecek bir yerim yoktu. Çıkmak istiyordum yine de. Belki bir iş bulurdum. Ya da yapacak başka bir şeyler. Sabit durmakla bir şey geçmemişti elime. Tabii bir şey üzerinde düşünmediğim sürece. Yürüdüm… Saçsız ve sakalsız olsa da; yaşlı bir adama benzeyen küçük bir çocuk duruyordu yolun kenarında. Öylece dikiliyordu. Yanına gittim. Ben de dikilmeye başladım. Sabırla çocuğu bekleyecektim. Ondan bir şey öğrenmeyi… Hissediyordum! Bu çocuk farklıydı… Hiç hareket etmiyordu. Elinde küçücük bir şey vardı. Onu sıkıca tutan eli ve bunun için kasılmış kol kasları dışında gevşekçe öylece duruyordu sadece. Sonunda sabır …
Kategori: Fantastik
08.05.2019
Çok eski zamanlarda tanrı görünmezdi. Melekler ve cinler de öyle… Zaman geldi, insanlık onları görünür kıldı. Artık tanrıya ulaşmak çok kolay oluvermişti. Sadece onunla konuşamıyor, nasıl bir şey olduğunu anlayamıyorduk tam olarak çünkü herkese farklı bir şekilde görünüyordu. Melekleri ve cinleri görebiliyorduk; ama. Nasıl bir şey olduklarını idrak edebiliyorduk. Kılık değiştirdiklerinde bile, bu işin erbapları tarafından bir tür etiketleme sistemi başlatılmıştı. Cin ve meleklere de birer kimlik verilmişti artık. Melekler bu işe sıcak bakıyorlardı; çünkü onlar yaradılış icabı iyi varlıklardılar. Cinlerde durum değişkendi. İyi cinler bile özgürlüklerine epey düşkün oluyorlardı. Onlar da anlaşmalarla bağlanıyordu insanlığa. Eskiden söylenen cini kendine bağlama …
05.05.2019
“Mahkumlar…” diye bağırdı. “Artık mahkumların ömürleri üretken insanların ömürlerine eklenebilecek! Ya da gönüllü insanlar artık sevdiklerine ömürlerimden verebilecekler…” Bir politikacının sonuçsuz vaatleri miydi yoksa bunlar?
04.05.2019
Uçsuz bucaksız bir denizin üzerinde yürüyen bir çocuğun görüntüsü bir türlü gitmek bilmiyordu zihninden. Yürürken, konuşurken, yemek yerken, uyurken, tuvalete giderken… Çocuğun cinsiyeti belli olmasa da yüzü ve ayakları gayet net görünmekteydi. Ayakları uzun ve inceydi iki uçlarından, parmak ve topuklarından bir elle çekilmiş gibi. Yüzü de uzundu; ama alnı ve çenesi görece genişti. Gözleri kapalı olduğundan renkleri belli değildi. Hamileydi üstelik. Öyle sanıyordu ki, çocuğu rahmine düştüğünden itibaren başlamıştı her şey. … Bebekler doğduğunda, birisi kız birisi erkek iki bebek dünyaya getirmişti, ikisi de zihninde gördüğü bebeğe benzemiyordu. Bir kere ikisi de esmerdi. Zihnindeki çocuk bembeyazdı. Yüzlerinin benzeyip benzemeyeceğini …
28.04.2019
Hayranlıkla bakıyordum köpeğin tüylerine. Bir de baktım, gözlerimde çırılçıplak olmuş köpek, tüyleri yok oluvermiş. O heybeti gitmiş, sanki köpek köpekliğini unutmuş.
27.04.2019
İşte, yoldan duyulan ayak sesleri… İşte, geliyor! Birazdan burada olacak ve tekrar her anından haberdar olmaya devam edeceğim. Yepyeni şeyler getirecek bana. Duvarlarıma yepyeni masallarını anlatacak, sorunlarından bahsedecek ve duvarlarım onu dinlediği için belki de onlara çözümler bulacak ve sevinecek. Sevindiğinde ayaklarından, tam topuklarından yerçekimine karşı bir itiş, yükseliş gücü fışkırır hep, bilmez miyim… Çiçek ya da hayvan beslemeyi sevmez. Sadece duvarlarıma mozaik yapar, bazen zeminime de… Beni besler o çiçek yerine. Tavanım için bile bir fikri var biliyor musunuz? Musluklarımı bile değiştirdi. Kendi yaptı musluk başlarımı, sonra da dökümcüye verdi. Onlar da, onun mumdan yaptıklarını pirinçten döktüler. Susadığında musluklarımdan …
24.04.2019
Gece üç sularında uyanmış, bir daha uyuyamamıştı. Odasındaki piyanonun kapağını açmadan önce kapağın üzerinde bulunan küçük kedi heykelini aldı. Her defasında böyle yapardı. Bir tür başlama seremonisiydi. Sanki bu kedi heykelinden izin istiyordu piyanoyu çalmak için. Tıpkı şamanlar gibi, rahatsız ettiği için özür diliyor, heykelin varlığından duyduğu mutluluğu belirtiyor, avlanacağı topraklara girmeyi diliyordu sessizce. Heykeli, tam karşısındaki çıkıntıya yerleştirdi. Aslında orada kalabilirdi; ama onun yeri piyanonun üstüydü. İkisi de biliyordu bunu… Evet, avlanacaktı. Silahları notalar, zırhı esler olacaktı. boşluğu avlayacaktı. Boşluğu ve sessizliği… O kedi heykeli ise onun ruh hayvanı gibiydi. Heykelin bir ruhu olduğuna artık mantığı dahi inanır olmuştu. …
22.04.2019
Rüzgar, mutasyon geçirmiş olan bir tohuma aşık olmuş, onu anası ve babasından kaçırmıştı. Gittiği her yere götürmüştü onu; oysa tohum kuruyana kadar filiz vermemiş, kök salmamıştı. Rüzgarsa aşık olabileceği potansiyeli hayal ettiğiyle kalmıştı.
13.04.2019
Bir kuş, her daim onu izlerdi. Bina içlerinde bile yanında yöresinde kanat çırpmaktan kendisini alamaz, göğe yükselip onu terk edemezdi bir türlü. Bilinen hiçbir kuşa da benzemezdi. Onu o yapıp canlandırmıştı çünkü. Özgürlüğü bile tutsak edebileceğini kendisine bilinçsizce kanıtlayabilmek için…
07.04.2019
Fincanı kapattı… Önce kendisine değil de göğe doğru çevirdi. Fal kurallarına göre kendisine çevirince kendi geleceğini niyetlediği anlaşılıyor olmasına rağmen, o evrenin falına bakmak istiyordu. En azından bu dünyanın… Fal bomboştu. Sadece telve vardı. Bir kara delik gibi, her şeyi içine çekiyordu sanki. Hiçbir şey anlaşılmadığı gibi, ona gereksiz bir şey yaptığını haykırıyordu adeta bu hiçlik görüntüsü. O kimdi de koskoca bir evrenin falına bakabilsindi? O bir sinek bile değildi bu evrende. Aniden, hala baktığı telvede küçük bir madalyon göründü. Sanki madalyonun içinde onun resmi vardı, görmese de biliyordu bunu. Umut etmeye, kendisinin de evrende bir şey ifade ettiğini düşünmeye …