18.12.2018

En işlek, en modern caddenin kenarında, hasır sandalyesinde oturup dört meyve kasasını birbirlerine ikişer ikişer yan yana ve üst üste birleştirerek hem geniş hem yüksek olan bir masanın üzerine malzemelerini koymak suretiyle fal bakan bir kadın durmaktaydı. Kadının yerini söylemeyeceğim size. Gördüğünüzde anlarsınız kimden bahsettiğimi. Çünkü normal bir fal bakma tarzı yoktu. Fülfül denen bir baharatı, tıpkı Türk kahvesi gibi cezvede, artık kahve makinesinde, pişirerek insanlara içiriyordu. Zehir gibi oluyordu bu içecek. İnsanlar yakındığında da; “Geleceğin her zaman bir bedeli vardır,” diyordu. “Geleceği öğrenmenin de; yaşamanın da…” Kadını gördüğü ilk anda, onun böylesine işlek bir yerde bulunmak için kimlere rüşvet …

Okumaya Devam Et

15.11.2018

Maaş günüydü; ama bankada hiç param yoktu. Hayır hayır! Yoksulluk ve yoksunluk edebiyatı yapmak için başlamadım bu cümlelere. Param yoktu çünkü o parayla, aynı gün, çok istediğim bir şey almak için yatırım yapmıştım. O ay nasıl geçineceğimi bilmiyordum; ama almak istediğim bir şey vardı ve onu bir daha ne zaman göreceğim bile meçhuldü. Somut hiçbir işlevi de yoktu. Bir hayali satın alıyordum sadece. Her şeyi baştan anlatmak eminim ki daha iyi olacak. Yaşlı bir adamı görmüştüm rüyamda maaş gününden bir gün önce. Ellerinde, daha önce de sık sık rüyalarıma giren, sonradan bir şaman davulu olduğunu öğrendiğim bir davul ve tokmak …

Okumaya Devam Et

22.10.2018

Bülbül ötüşünü duydunuz mu hiç? Yok, bülbül ötüşünün ne kadar harika olduğunu duydunuz; gülle olan muhabbetini işittiniz biliyorum. Ben gerçekten bülbülün sesini duyup duymadığınızı merak ediyorum. Ya da duyduğunuz kuş seslerinden hangisinin bülbüle ait olduğunu bilip bilmediğinizi… Ben bilmiyordum, işitmemiştim. Belki, hatta kesinlikle duymuştum; ama işitmemiştim işte. Hiç de merak etmemiştim bülbülün sesini. O benim için sadece benzetmelerde kullanılacak bir sözcük, bir kavramdı. Kavram olacak kadar dahi gelişmemişti zihnimde. Oysa kim bilir kaç defa kullanmıştım onu benzetmelerimde. Aşık olduğumda, okuduğum bir aşkı anlatışımda ve daha bir sürü şeyde…. Bunu nereden mi çıkarmıştım? Oğlumun, kendi küçük oğlumun, sapanla bir kuşu vurduktan …

Okumaya Devam Et

10.07.2018

Asasını elinde öylece tutuyordu. Zaten hayatı boyunca böyle yapmamış mıydı? Ortalarda dolaşıp asa sallamaktan başka ne yapmıştı ki! Kendi içinde bile var olmayan, ya da kıl payı olabilen bir güçle bir sürü şey yapıp sırf böyle bir güce hükmettiği için kendisini üstün saymamış mıydı? Üstelik sadece istediği şeyi içinden geçirmesi yetmişti. Hiçbir bedel ödememişti bunun için. Bedel ödememek miydi onu üstün yapan? Ne yaparsa yapsın bedel ödememek… Peki ya asası kırılsa? Başka bir asa da yaptıramayacak olsa… Ya da; tümden gitse içindeki o şey… O zaman ne yapardı bu hayatta? Altı yüz yaşında olmasına rağmen ne öğrenmişti? Asası olmadan ne …

Okumaya Devam Et

26.01.2018

Her gece rüyamda bu pazara gidiyordum. Tuhaf yaratıkların bir şeyler alıp sattığı, tuhaf şeylerin alınıp satıldığı bu pazara… Şu ana kadar hiçbir şey satın almamıştım. Korkuyordum. O kadar tuhaf şeyler vardı ki… Tekinsizdi çoğu. Alıp kullandıktan sonra başıma geleceklerden ürküyordum. Bu pazarda para geçmiyordu. Almadan önce satıcı bir bedel söylüyordu, ödeyebilirsen alıyordun. Bu kadar basitti. Neler yoktu ki! Kehribarın içine hapsedilmiş renkli bir kuş tüyü hatırlıyordum rüyalarımdan. Tüm güzel sesli kuşları yanına çağırıp en güzel performanslarını dinlemeni sağlayan. Gördüklerimin en zararsızlarından. Bedeli de bir ay boyunca konuşamamak olan. Sonsuza kadar çalışan bir şey için bir ay, oldukça makuldü. Sivilcelerini sonsuza …

Okumaya Devam Et

14.11.2017

Kim bilir neleri düşüne düşüne yürürken; yanına tuhaf, cılız birisi gelip eline bir zarf tutuşturup kaşla göz arasında istediği kadar harcayabileceğini söyleyerek ortadan kayboluverdi. O da neydi? Neyi harcayacaktı? elindeki zarfa aval aval bakakalmıştı. Birisinin ona sertçe çarpmasıyla yolun ortasında olduğunu hatırladı ve yoluna koyuldu. Zarfı yağmurluğunun cebine koydu. Nasıl olsa evine gidiyordu. Orada iyice bakabilirdi. Evinde yalnız yaşıyordu. Ailesinden yeni ayrılmıştı. Yalnızlığın tadına bakmak için… Evinde ses olsun diye bir hamster besliyordu sadece. Devamlı dönmesini izleyip o çıldırtan çılgın sesi dinlemek ona tuhaf bir mutluluk veriyordu. Evine ulaşıp yemeğini yedikten, ardından kallavi bir kahve yaptıktan sonra zarfa bakabilir hale …

Okumaya Devam Et