28.01.2018

Bir telefon kulübesine girdim. Her tarafı açık bu küçük yerde gizlenmeyi umuyordum her nasılsa. Alice gibi yapamayacaktım. Bir tünel yoktu civarda. Narnia’ya giremeyecektim; çünkü bir gardrop da bulunmuyordu etrafımda. Benim de aklıma Harry Potter gelmişti. Bir telefon kulübesinden belki sihir bakanlığına girebilirdim. Belki onlara, o topluma önce ziyaretçi olarak girer, sonra ait oluverirdim. Numaralar neydi? ‘2 4 4 2’ miydi? Unutmuştum. Eğer hatırlasaydım… Belki… Numarayı çevirdiğimde… Alnımı telefona dayadım. Ahizeyi aldım. Artık telefon kartları dijital olmuştu. Kredi kartı gibiydiler anlaşılan. Kart takıyormuş gibi yaptım. Hatta kredi kartlarından bile arama yapılabiliyordu. Kredi kartımı gerçekten taktım ve rastgele bir numara çevirdim. Hiç …

Okumaya Devam Et

24.01.2018

Bir yaz günüydü. Akşam serinliği çökmüştü. Sıcaktan bıkmış bedenlerimiz için harika bir teselliydi. Plajda tek tük insan kalmıştı. Ailemden sadece ben vardım. Diğerleri pansiyona gitmişti. Ağabeyim, kardeşim, annem ve babam….. İki oda tutmuştuk. Ben de yüzmekten kendimi bir türlü alamadığımdan hala denizdeydim. Plajda toplasan on beş dakika falan kalmıştım. Saat sekiz gibi denize girdiğimiz hesaba katılırsa epeydir denizde olduğum söylenebilirdi. Denizdeyken düşüncelerimi toparlamayı her zaman becermiştim. Hayatıma ilişkin verdiğim kararları hep bu dakikalara borçluydum. Bu kararlardan hiç pişman olmamıştım. Denizin hayatımda çok büyük bir önemi vardı. Yine düşüncelere dalmış yüzerken; çok çok fazla açıldığımı, akıntının da buna yardım ettiğini fark …

Okumaya Devam Et

23.01.2018

Küçücük, eski bir teknedeydim. Balık tutuyordum. Her gün olduğu gibi. Hayatımı böyle kazanıyordum. Ağlarımda çok az balık oluyordu şu günlerde. Oysa bu zamanlar balık bol olurdu. Güneşin batmaya yüz tuttuğu an, son kez ağımı attım. Birkaç dakika bekledikten sonra her şeyi toplayacaktım. Bugünlük… Ağı çektiğimde bakır bir küp çıktı. Tıpkı binbir gece masallarındaki bir masalda olduğu gibi mühürlü, bakır bir küp… Masaldaki balıkçının yaptığını yapmaya karar vermiştim. Yani küpü açmaya… Mührünü kolayca kırdığımda küp açılmıştı. Tıpkı masalda olduğu gibi, küpten bir sis çıktı. Sis yoğunlaştı ve dev bir cin, gözlerimin önünde somutlaştı. Cin bana baktı, etrafa baktı ve küçülüp bir …

Okumaya Devam Et

22.01.2018

Kıpkırmızı bir elmayı koparmıştım ağaçtan. O ağaçtaki en güzel elmayı… Yıkamamıştım. Nasılsa hiçbir doğa dışı şeyin uğramayacağı bir yerdi burası. Her şey doğaldı. Elmayı kazağımda parlatmış ve ısırmıştım. Ağzıma yumuşacık şeyler gelmişti. Elma kurtları. Onlarca elma kurdu… İşte bu doğal değildi. Bir elmada en fazla iki kurt olmaz mıydı normalde? Oysa ağacın en sağlıklı elmasında onlarca kurt bulmuştum ben.

Okumaya Devam Et

21.01.2018

Kalın parmaklıklar arasında, açıktaydı. Herkesin onu her an izlemesiyle cezalandırılmıştı. Şehir meydanının tam ortasındaydı hücresi. Tek hücre onunkiydi. Bu cezaya çarptırılan tek kişi o olmuştu tarih boyunca. Tuvaletini dahi oradaki bir kovanın içine yapmak zorunda bırakılmıştı. Kova, içindeki taşmadan boşaltılamazdı. Yasaktı… Tuvaletini yaptığında dahi göz önünde olması, kırk yılın başında onu hortumla yıkarlarken ya da uyurken insanların bakışları altında olması alışıldık bir şey miydi merak ediyordum. Hiç karıncalanmıyor muydu vücudu bu bakışlardan, bilmek istiyordum. Her an şehre yeni insanlar geldiğinden, bir an bile gözler üzerinden ayrılmıyordu. Kaldı ki, şehrin sakinleri dahi sadistçe bir merakla her meydandan geçişlerinde onu izlemekten kendilerini …

Okumaya Devam Et

20.01.2018

Başım ağrıyordu! Başım çok ağrıyordu. Normal bir ağrı değildi bu. Haftada mutlaka en az bir kez ağrırdı; ama bu defa… Sanki kafamın içinden bir şey çıkacaktı. O denli ağrıyordu ki, sekiz saatten fazla bilinçsiz bir uykuya geçmişti vücudum. Mecbur kalmıştı. Daha fazla dayanamazdım çünkü. Kendisini geçici olarak bekleme moduna almıştı adeta. Uyandığımda, ilk kez yüzüstü yatmıştım, ensemin oyuğunda canlı bir şeyin varlığını hissettim. Tuhaftı. Uyuşmuş olan elimi ense çukuruma götürüp ciyaklamakta olan şeyi nazikçe kavrayıp sırtüstü yattım. Elimi açtığımda avcumda küçücük bir insancık gördüm. Bu insancığın bir cinsiyeti yoktu ama kanlı canlıydı. Benim ense kökümden doğmuştu. İki saat sonra, aniden …

Okumaya Devam Et

18.01.2018

Bir mağara tırmanıcısıydım. Profesyonel falan değildim. Ben ve ne hikmetse yanımdan bir türlü ayrılmayan sadık yarasa… Bir yarasayı kendime nasıl bağladığım benim bile çözemediğim bir gizemdi ama onu olduğu gibi kabullenmesini bilmiştim. Mağaracılık takım işidir. Başkasına ihtiyacın vardır her an… Olacaktır… Ama benim yoktu işte. Bilakis… Başkası olsa elim ayağıma dolanırdı. Ben tek başıma mutluydum. Ve yarasa… Ona bile benim yarasam demiyordum. İyelik ekleriyle bir sorunum vardı. Varsın olsundu. O gün de yine bir mağaradaydık. Sarkıtlar, dikitler, tavandan damla damla dökülen mineralli su… Sıradan bir mağaraydı işte. Taban olmadığı için tavanda ilerliyordum teçhizatımın desteğiyle. Yarasa da bana yardımcı oluyordu. Artık …

Okumaya Devam Et

16.01.2018

Yerde bir tesbih bulmuştum. Keçiboynuzu çekirdeklerinden yapılmıştı. İmamesi de kemikti. Hiç düşünmeden eğilip aldım. Boncukları teker teker parmaklarımın arasından geçirdim. Aynı anda olağan dışı bir sıcaklık, bir mutluluk vücudumu dolaştı Sanki bu tesbihi daha önce eline alan çok mutlu bir insandı; ya da onun çok mutlu bir anı bu tesbihe sabitlenmişti. Ne olmuşsa olmuş, bu tesbihi elime alır almaz, son derece üzgünken; son derece mutlu oluvermiştim. Onu gömleğimin göğüs cebine koyar koymaz kronik mutsuzluğum beni tekrar bulmuştu. Gerçi onun sıcaklığı bile bu mutsuzluk sisini delmeye yeterliydi. Her şeye rağmen hafif bir mutluluk benimle kalmıştı. İşime devam ettim. Kağıt toplamaktaydım. Ve …

Okumaya Devam Et

12.01.2018

Ateşi yaktım. Isınmak için değil… Rahatlamak için yaktım. Karşısında şöyle dalıp gidebilmek için… Kim bilir hangi zamanları doyasıya düşleyebilmek için yaktım. Tek başına bir kulübede başka ne yapabilir ki insan? Bir başkası olsa masallar anlatılır ama kendi kendisine masal anlatmaktan başka ne çaresi olabilir yalnız birisinin? Ateş başında olmayınca da masallar daima eksik kalır. İşte onun için gürül gürül bir ateş yaktım. Sonra yanıma bir karga geldi, tünedi sessiz masalımı dinlemek için. Ardından bir köpek gelip ötemde yere serildi. Köpekten sonra da bir baykuş… Hepsi masalımı dinlemeye gelmişti. Sonra uzaklardan, yorgun argın; genç, sürüden yeni kovulmuş erkek bir kurt geldi. …

Okumaya Devam Et

11.01.2018

Kendimi çok yalnız hissediyordum. Bir sürü insan çevremdeyken hem de. Hoş, kendisini yalnız hissetmeyen kim var ki evrende? Benim durumum genel durumdan biraz farklıydı. Ben yaratılmış ilk klondum. Aslımın yanında duran, klon oluşum daima yüzüme vurulandım. Oysa ondan çok ayrı bir kişiliğim vardı. O dominanttı bense uysal. O kendi varlığından hoşnuttu, bense… Onun belli bir bilgi birikimi, deneyimleri vardı ruhunu besleyen, benimse hiçbir şeyim yoktu. Sadece kitabi bilgiler ve tuhaf bir varlık olduğum bilgisi… Ha bir de aslım hakkında bilmem gereken bir sürü saçmalık… Onun kişiliğini kopya etmeye çalışıyorlardı; ama yapamamışlardı. Kendime özgü bir insan olmuştum. Eşsiz bir ruh… Tüm …

Okumaya Devam Et