“Nedensiz bir mutsuzluk var içimde. Bir tür yorgunluk… Ümit yorgunluğu diyebilirim. Ümit etmekten mi yoksa edememekten mi yorulduğumuysa söyleyemem; çünkü bilmiyorum. Yorgunum bugün. Muhtemelen yarın da böyle olacak. Sadece daha az hissedebilme ihtimali var. Duyarsızlaşma gibi bir şey. Sadece mutlu olduğumda, mutlulukla ruh hâlim değiştiğinde hissedebiliyorum bu yorgunluğu; çünkü duyarsızlaşmadan çıkmış oluyor ruhum bir anlığına. Tekrar hissedebiliyorum, mutluluğu hissediyorum; ama kısa sürüyor tabii. Belki bir gün… O gün kısa sürmeyecek mutluluğum belki. Umut edebiliyor olacağım; ya da bundan, umut etmekten vazgeçmiş olacağım. Belki de; mutsuzluğumu, yorgunluğumu bir insana söylediğimde, onun beni rahatlatabildiğinde geçecek her şey. Sözleriyle değil belki. Sadece varlığıyla… …
Etiket: kadın
04.03.2019
Not: (Taksim’de, İstiklal Caddesi’nde lavanta satan yaşlı bir kadın vardı bir zamanlar. Hala oralarda mı bilmemekle beraber, ona bir hikayeden işlenmiş bir pelerin dikmeye karar verdim.) Her gün olduğu gibi, o gün de yaşlı kadın elinde lavanta keseleriyle dolu bir sepet olduğu hâlde İstiklal Caddesi’nde bir kenarda durmaktaydı; ama bu kez her günden bariz bir fark vardı. Yaşlı kadın, diğer elinde katlı bir tripod tutmaktaydı. Omzuna asılmış deri bir çantada da bir alet bulunuyordu. Deri çantanın dışı çok yumuşaktı. El yapımıydı sanki. Yani bazı teknolojik aletlerin tutulduğu kaliteli deri çantalardan değildi. Kadın tripodu kurup çantanın içinden tuhaf bir alet çıkarttı …
06.01.2019
Bir mülakat sırasında beklemekteydim. Kuyruk çok uzundu ve herkes birbirini nefret dolu gözlerle süzmekteydi. Sadece bir kişi alınacaktı ve yüzlerce, yüzlerce kişi vardı orada. Alınacak olan kişinin kim olduğunu bilseler linç edebilirlerdi, o kadar gergindi ortalık. Ben de onlardan birisiydim. Bir sürü borcum vardı. Kendim için borçlanmamıştım ama parayı ben ödemek zorundaydım. Uzun hikayeydi işte, boş verin. Bu işe, bu maaşa ihtiyacım vardı. Yapabileceğimi de biliyordum benden istenenleri. O zaman neden ben alınmayacaktım ki? Ama alınmayacağımı hissediyordum ve bu beni çok kızdırıyordu. Oradakilerin yüzde doksan beşi de benim gibi düşünüyor olmalıydı. Sonra, içeriye otuzlarında bir kadın girdi. Kiminle göz göze …
03.12.2018
Kumar oynamayı seviyordum. Kartları pek sayılmaz; ama zarlar… Bir sürü zarım vardı. İşlemeli, farklı şekil ve renklerde, bir kısmı, çok iyi kumarbazlarca anlaşılacak kadar hassas bir ayarda hileli… Bir kısmı desek ayıp olur. Sadece bir tanesi… Yani bir çifti. Hileli zarı ben de sevmezdim çünkü. Ben zarların tekinsizliğinden hoşlanırdım. Bazen, çok nadiren hileli zar kullanırdım. Çok istediğim bir şeyi elde etmek için değil, başkasının çok elde etmek istediği bir şeyi elde etmemesi için… Şerefsizler… Onlar da istedikleri bir şeyi tekinsiz bir zara bağlamasınlar. İt oğlu itler… Tıpkı benim bir zamanlar yaptığımı yapmasınlar onlar da… Tıpkı benim kazandığım gibi kazanmasınlar… Kazandım …
16.11.2018
Soluk sesi… Bir insanın yaşamak için verdiği mücadelenin hissedilebilir yegane göstergesi… Bir insanın, yaşayışının melodisi; üflemelilerde soluk, ritimde yürek… Birisine aşık olup olmadığını bilmiyorsan… Ya da onu gerçekten sevip sevmediğini… boş ver beylik testleri, beni dinle… Eğer soluk sesini tanıyorsan, ayırt ediyorsan diğer soluklardan; yüzünün şeklini, sesinin tonunu hatırlamasan da olur… Aşıksındır ona sen. Daha önemlisi, seviyorsundur. İşte o dertli kadın da bahsetmişti bana sevdiceğinin soluğundan. Hayret etmişti garibim, onlarca soluk içinden nasıl ayırt edebildiğine. Hatta kendince bir test yapmış da şimdi hatırlamıyorum. Galiba başkasının telefonundan aramış sevdiceği ama sadece soluk sesinden tanımış, bir olasılık değilmiş, tanımış işte, eminmiş onun …
10.10.2018
İnsanlara içten bir şekilde güzel bir tek söz söyledim mi hatırlamıyorum. Oysa bazen… O kadar çok söylemek istiyorum ki… ama sözler gelip gelip boğazımda düğümleniyor ve büyüyor… Büyüyor… O kadar çok büyüyor ki, boğazım daralıyor, bir yerden fışkırmaya çalışırken ülserleşip kabuk bağlıyor. Sonra da irinleşip kötü sözler halinde patlayıveriyor. Neden böyle oluyor? Herkes birbirine güzel sözler söyleyebilirken; ben neden bu en doğal şeyi yapamıyorum? Şimdi aklınızdan hemen çocukluğuma inmek geldi değil mi? İnin bakalım… Çocukluğumda insanlar bana oldukça ikna olduğum güzel sözler söylerdi. Dengeli olarak… Yeri geldikçe eleştirirlerdi de. Ya da kötü sözler… Yani, diğerlerinden farklı bir çocukluk yaşadığımı hiç …
16.09.2018
Kızağa koşulmuş bir çift köpeğin soluk seslerinden başka hiçbir ses duyulmuyordu. Henüz kızak hareket etmediği için karda sürüklenme sesini duymak mümkün değildi. Bir de eğer işitme duyunuz iyiyse, hafifçecik bir insan soluması duyabilirdiniz. Genç bir kadının hafif, emin ve rahat soluklarını. Bu soluklardan, kadının çok güzel rüyalar görebildiğini anlamanız mümkün mü, bilinmezdi ama öyleydi. Çok mutlu bir kadındı. Köpeklerini, kızağını, kendisini ve birkaç gün sonra göreceği kocasını çok sevdiği için değil. İçten gelen ve bitmek tükenmez bir mutlulukla kutsanmıştı o. Bunun tek nedeni buydu. Bu arada, kocasını deli gibi özlemesine rağmen neden hala kızağı hareket ettirmediği bir gizemdi. Belki de …
27.08.2018
İnsan neden yoga ya da meditasyon yapar? Beden ve zihni birbirlerine uyumlu hale getirebilmek, dengelenmek için. Amaç budur; ama bazen bu amaç bir tür araca dönüştüğünde, her şeyde olduğu gibi, bir de bakmışsınız, işin cılkı çıkıvermiş. İşte kardeşim de o hale gelmişti. İçindeki huzursuzluğu, ne yapsa da atamadığından; artık tek amacı bu araçlar içinde kendisini kaybetmeye dönüşmüştü ister istemez. Olmuyordu! İçindeki o rezil huzursuzluk duygusu, ne yapsa da gitmiyordu çünkü hiçbir şeye kendisini verecek kadar cesaret edemiyordu. Korkuyor, aracı amaçlaştırırsa korkusunun üzerine gitmek zorunda olmadığını içten içe bildiğinden öyle yapıyordu. Oysa tek yaptığı, hayatı anlamsızlaştırarak yükünü hafifletmek, diğer yandan da …
20.07.2018
Yaşlı ve yalnız bir adam olmanın neresi acınası anlamıyorum. Bir kere sorumlu olmak zorunda olduğum kimsem yok. Rahat rahat ölebilirim yani. Rahatsız eden falan da yok geçmişi yad ederken. Dilediğimce hatırlayabilir, kötü olanları iyi anılara çevirebilirim. Kimse “Hayır baba, o öyle olmamıştı, senin dükkanı her zaman daha çok sevdiğin kardeşime verdiğin iltimaslar batırdı.” Ya da: “Yanlışın var ağabeyciğim, o kadını sen her fırsatta dövdüğün için kaçtı” demeyecek. Bense, ömrümün son demlerimde yeniden başlayacak, kendime koskocaman bir hayat armağan edebileceğim. Sonra da öleceğim, her şeyi tekrar hatırlayarak. Böylece koskocaman iki hayat yaşayarak ölmüş olacağım.
15.07.2018
Avcundaki çizgileri kadına gösterdiğinde, geleceğinin o kadın tarafından okunacağını umuyordu. Hiç yoktan onun bir çift palavra atabileceğini… Kadının, ona saçma gelen işaretler yapmak suretiyle dilsiz olduğunu belirtmesini değil… Oysa elini alıp baktığında konuşmaması hiç tuhaf gelmemişti ona. Kuzu kuzu elini uzatıp geleceğini ona teslim etmekte beis görmemişti. İyi olmuştu… Gelecek de ancak dilsizlere emanet edilmeliydi zaten.