Gülümsemeyi sevmeyen birisini hayal edin. Gerçekten sevmeyen birisini… Gülümsemeye değecek hiçbir şey görmeyen… Hiçbir yerde… Hayatın hiçbir safhasında… Bu hayal ettiğiniz kişi, hiç mi gülümsememiş hayatında? Bebekken; annesini ya da annesi bildiği kişiyi gördüğünde bile mi? Ona komik gelen hiçbir şey olmamış mıydı? Hayatı fazlasıyla ciddiye mi almıştı; yoksa tam tersi mi olmuştu? Bunların hiçbirini öğrenemeyeceksiniz; çünkü o öldü. Onu sevdiğinizi hayal edin ve onun için üzüldüğünüzü. Yas tuttuğunuzu ve tutarken onun yerine hep güldüğünüzü…
Etiket: gülümseme
23.12.2018
Yaşlı bir adamdı ama ölmesi… imkansızmış gibi geliyordu bana. Hem o… Ebediymiş gibiydi. Her an orada olacakmış, bana, ona her bakışımda dalgalanan, yumuşacık, kavisli ve süreğen bir gülümsemeyle gülümseyecekmiş gibi… Gözlerinde anlatan, neyi anlattığını sonra sözlerinde açıklayan bir ifadeyle, bana bakacaktı her daim sanki. Öldüğümde ağlamayacak; sadece o kavisli gülümsemesi bir an düzleşecek, başka birilerine yine anlatmaya devam edecekti… Oysa öyle olmamıştı. O kavisli gülümseme donmuş, gözleri ve sesi susmuştu. Ölmüştü… Öldüğü an karar vermiştim. Oraya gidecek, onu geri getirecek, onun yerine kendimi teklif edecektim; ama önce oraya gitmem gerekiyordu. Tüm aksi kanıtlara rağmen, oraya gidip onu kendi yerime buraya …
17.07.2018
Asla tam anlamıyla ulaşamayacağım bir insandı ama varlığı gerekliydi işte. Bir yerde var olması önemliydi bir şekilde. Her gün diyalog kursak bile ulaşabileceğim bir insan olmasa da hatta böyle bir şeyin olmasını bile istemesem, yani tercih etmesem de varlığın her zerresinden hoşnut olmak bile yetiyordu. aslında ulaşmak sözcüğü bir isteği anlatıyordu. Ben öyle acil bir şey istemiyordum ona ilişkin; ama öyle bir şeyin olması uygun olmadığından ulaşamamayı söz konusu ediyordum. Yani kişiliğinde ya da ona olan muhabbetimde bir sorun olmadığı gibi, yüksek bir sempati olsa da bir aciliyet ya da kavuşma isteği bulunmuyordu içimde. Sözün kısası, ona çok büyük bir …
15.06.2018
Her halinden alaycılık akıyordu. Bunun için onu kimse sevmiyordu. Yani bunun için olmalıydı; çünkü alaycılığı bir kenara bırakılırsa iyi bir insandı. Hak yemezdi bir kere. Çocuk ve hayvanlarla pek iyi anlaşırdı. Mantıklı bir insandı; ama elinde değildi. Alaycılığı başına bir sürü dert açmış, hiçbir işte tutunamamasına sebep olmuştu. Neden bu kadar alaycıydı? Hiçbir şeyi ciddiye almadığından mı? Sebebini bilmiyordu ama bu huyu ona çok zarar veriyordu. Bir gün, uzun yürüyüşlerinden birisinde öfkesinden boyun damarları şişmiş, devamlı söylenen birisine bakıp gülmekteyken; bir çift gözün de gülümsemekte olduğunu fark etti aynı duruma. İşte o günden sonra birlikte gülümseyip birlikte paylaştılar alay dolu …
11.06.2018
Papatyaların kokusunu aldığında hissedeceğiniz o bahar müjdesi gibiydi. Hem de o dört mevsim böyleydi. Sesini duyduğunuzda ipek mendile sarılmış bir fener gelirdi gözünüze adeta. Işıl ışıldı. Gülümsemesi hafifçecik gül kokar, papatya kokusuna eşlik eder, onu daha bir belirginleştirirdi. Papatya çayı kadar sakinleştirirdi onunla konuştuğunuzda. Bir papatya kadar kışa dayanıksızdı ama. Evet, dört mevsim papatyaydı; fakat hüzne, evhama gelemezdi. Bir bir kopardı yaprakları. Bu demek değildi ki en ufak bir sıkıntıda su koyuveriyor. Sıkıntıların kendince, yavaş yavaş üstesinden gelmeye çalışırdı. çoğu zaman gelirdi de. Zaten onun için dört mevsim papatyaydı. o bir papatyaydı, bense bir dolu tanesi… Sanıyorum ki onun için …
15.05.2018
Ona ayrıcalıklı davranamazdı. Başkalarına öyle davransa sorun olmazdı ama ona yapamazdı. Her şey belli olurdu. Kimse öyle düşünmese bile, o bu durumdan öylesine korkuyordu ki, mutlaka bir şey belli ederdi. Sırf bunun için ona en ufak bir ayrıcalık yapmaktan kaçınması gerekiyordu. Böyle yapıyordu yapmasına da; diğer yandan da ona olan muhabbetini göstermek istiyordu. Aşktı bu, kızıl bir oddu. Ya koldan belli ederdi kendisini, ya yakadann… İstese de istemese de; ona farklı gülümsediğini fark etti. En kolay bu fark edilirdi zaten. Onun için gülümsediği an suratını ifadesizleştirmeye alıştırdı kendisini. Ama bu kez de sesinin tonunun değiştiğini fark etmişti. onu değiştirmek çok …
09.05.2018
Onu unutamıyordum. Bunu da anlayamıyordum. Görüşmediğimiz yılların sayısı on sekizdi ve ben onu unutamıyordum. Hani gözden ırak olan gönülden de ırak olurdu? Onunla tanıştığımda tam on beş yaşındaydım. Kitapçıda çalışıyordu. Dükkandan girdiğimde kitapların kokusu muydu beni etkileyen; yoksa onun varlığı mıydı, emin olamamıştım. Satılan kitapların hiçbiri kullanılmış değildi. Ben sevmezdim ama kitabı almak zorundaydım. Kitabımı bulabilmek için rafların arasında gezinirken ona yaklaşmıştım. Arkasında duran rafta kitabı gördüğümde ona yaklaşıp kitabı aldım. Onunla konuşmak istiyordum. Ellerinin ve dişlerinin beyazlığı dükkanın dekorunun koyuluğunda sırıtıyordu. Bana gülümsemeseydi dişlerinin beyazlığını görmem olası değildi. Kitabı kasaya götürdüğümde onu okuduğunu ve beğendiğini söylemiş, benimle konuşmak istediğini …