Yıllar önce, daha küçücükken annemin eşyalarını karıştırırken bulmuştum o tuhaf kumaş yığınını. Bir şekilde dürülmüş, içi dolu bir kumaştı. Bir bohça… Bohça kapalı olduğunda içinin dolu olduğu belli oluyordu. Kaldırdığımda epey ağır olduğu belliydi, dokunduğumda elime bir şeyler geliyordu. Ne olduğunu şeklinden anlayamadığım türde bir şeyler… Sanki her defasında değişen bir şeyler… Ne var ki, kumaşın katlarını açtığımda bomboş bir kumaş çıkıyordu ortaya. Anneme onun ne olduğunu sorduğumda “Bohça işte,” demekle yetinmiş, ne kadar üstelesem de hiçbir şey söylememişti. Sonra büyümüştüm. Yirmi yaşımdayken annem ölmüştü. Evden ayrıldığımda anneme ait olan hiçbir şey almamıştım yanıma. O bohça dışında. Aslında onu da …
Kategori: Fantastik
28.02.2023
Işıktan vücudu eğilmişti. İnsan gözüne görünemeyecek kadar şeffaf olsa da onu görebilen gözler için bitkin düştüğü ayan beyan ortadaydı. Keşke ne hâlde olduğunu görmesini istediği tek insana görünebilseydi. Keşke! Oysa o daha görebileceği şeylerin bile farkında değildi ki. Nurdan yapılmış incecik bir zemine, gri hareketli gölgeler gibi bir mürekkeple yazardı. Daima… Yani en azından o ana dek tüm ömrü boyunca böyle yapmıştı. Çünkü yazmak için yaratılmıştı. Yazdıkça hatırlamak için. O, yaşayan tüm insanların sayısı kadar olan yazıcılardan biriydi. Bazı kültürlerde onlara “melek” derlerdi ama görevi yazmak olduğu için “yazıcı” demek çok daha doğru olurdu. Ama yazamıyordu işte. Normalde ancak insan …
19.02.2023
Hatırladığım ilk şey onun parmaklarıydı. Beş parmağını camıma dayamış, tabiri caizse benimle el sıkışmıştı. Sonra diğer şeyler. Yazılar, çizgiler ve resimler… Bana gösterdiği şeylerle büyüyordum. Onlarla bilgileniyor, benliğimi bu şekilde oluşturuyordum. Bir gün bir fotoğraf gösterdi. Merceğim onu gördü, basit işlemcim kaydetti ve daha büyük işlemcilere emanet etti. Ve… Artık her şey değişmişti. Ancak birilerinin camıma yerleştirdiği verilerle oluşabilen bir varlık olan ruhum, bir seçim yapmıştı. Bana verilen bu şeylerin içinden, onu seçmişti aşık olmak için. … Bu fotoğrafın ne olduğunu bile bilmiyordum. Soracak kimse yoktu, iletişim kuramıyordum. Ne de olsa basit bir tarayıcıydım ben. “Ben” demesi bile beklenmeyen.
23.01.2023
Havada öylesine süzülen eflatun bir tüy kadar ferahtım. Kimseye verilecek bir hesabım kalmamıştı. Peki bundan sonra ne yapabilirdim? Daima istediğim tek şeyi… Buradan, etrafımdaki insanlardan ayrılabilirdim. Ödenecek tüm borçlarımı ödemiş, alabileceğim her şeyi almıştım. Artık yapmam gereken tek şey yapmak istediğim tek şeydi. Yanıma sırt çantama sığan birkaç şey alıp kimseye veda etmeden çıktım. Ufka kadar yürüdüm. Sonra… Sonra renksiz bir yere geldiğimi fark ettim. Ne renk vardı orada, ne de herhangi bir duyu organımla algılayabileceğim bir şey. Hiçlik vardı. Ben de oraya atıldım. Geri dönmekten, gerideki çoklukta hiçliği bilmekten iyiydi.
04.01.2023
Penceremin karşısındaki ağacın pencereme bakan dalında duruyordu. Her nedense tamamen ona odaklanmıştım. Vücudunun her kıpırtısına… Kanat seslerini kulağımın dibindeymiş gibi yakından duyuyordum. Kendimi kurtarmak için arkamı döndüm. Sonra geri dönüp camı sertçe kapadım. Zihnimde bir ses duydum tam o an: “Fırsatı kaçırdın! Oysa sana bir karga olma fırsatı verecektim. Buradan uçup gidecektin. İstediğin yere…” Camı tekrar açtım. Karga oradaydı. Gözlerinin içine bakıp bekledim. “Peki,” dedi ses ve… Bir kargaydım artık. Penceremdeki çaresiz gözlerimle kendim olmayan bana bakıyordum. Benim hatalarımın sorumluluğunu bu karga mı alacaktı yani! Onunla yer değiştirmiş olmalıydık. “Evet,” dedi. Ses gamsızdı. Ben de öyle olmaya karar verdim. Bu …
02.01.2023
“Birinci Bölüm” “İkinci Bölüm” “Üçüncü Bölüm” “Dördüncü Bölüm” Sağ salim işten çıkıp eve geldim. Kasaba gitmeme gerek yoktu, etin bir kısmı kalmıştı. Ben de kendime biraz çorba yapacaktım, bana yeterdi. Eve geldiğimde oradaydı. Beni selamlamış, sonra da mindere geçmişti. Bu kez mutfağa gidip çorba yaparken bacaklarıma sürtünüşünde hiç de bir hayvan tanrının gururlu hâli yokmuş gibi görünse de mesele hiçbir zaman gurur olmamıştı. Zaten bunu yaparken bile son derece gururlu görünüyordu. Sevgisini gösterenlerin o içten yanmalı gururu vardı onda. Neden bilmiyorum ama bu hayvan beni sevmişti. Ben de sevgisiyle kutsanmış, pırıl pırıl parlamış hissediyordum. Bu kez de yemeklerimizi göz göze …
29.12.2022
“Birinci Bölüm” “İkinci Bölüm” “Üçüncü Bölüm” Kendim için köftenin kıymasını yoğurup dolaba koydum. Onun etini içine gömdüğüm parazit haplarıyla birlikte hazırlasam da dokunmamıştı. Beni mi bekliyordu? İki saat boyunca onu okşamaktan, kaşımaktan ve yanında bulunmaktan başka hiçbir şey yapmamıştım. Telefonuma bile bakmamıştım. Evde buzdolabının ve onun mırıltısının sesinden başka hiçbir ses yoktu. Hazırladığım kıymayı çıkarıp oracıkta soğanı rendeleyerek tekrar yoğurup şekillendirdikten sonra fırına attım. Patates yapmayacaktım, canım istememişti. Yine birlikte göz göze bakarak yediğimiz yemeğin ardından dokunulmamış tek şey parazit tabletleriydi. Onları alıp yarın arkadaşı vermek için çantama koydum. Yine pijamamı bile giymeden oracıkta uyuyakalmıştım. Yine bebekler gibi uyumuştum. Ve …
28.12.2022
“Birinci Bölüm” “İkinci Bölüm” Bir şeye bağlanmanın yan etkisi de buydu. Kedi gibi ne yapacağı kestirilemeyen bir varlığa bağlanmak mantıklı sayılmazdı. Aslında böyle şeyleri düşünmek saçmaydı, biliyordum ama bir şeyleri garantiye almaya çalışmak benim için bir tür ihtiyaçtı. Mutsuz bir insan değildim. Sadece mutlu değildim. Her şeyi ortalarda yaşamak benim için idealdi. İşe vardığımda geç kaldığımı fark eden çaycımız beni şaşırtarak bir şeyimin olup olmadığını sormuş, bana koyu bir kahve getirmişti. Türk kahvesinden pek hoşlanmasam da ikramını zevkle içmiştim. Beni düşünerek verilmiş bir şeydi neticede. Ayrıca sabah espressomu içmeyi de unutmuştum. Tuhaftır, kahve gelene kadar kafein almadığımı bile unutturmuştu bu …
25.12.2022
Eskiden hipnotizmaya manyetizma derlermiş. Benim yapacağım şey biraz öyle. Sesimi duyanların söylediklerimi sorgulamadan uygulamalarını sağlayan manyetik bir makine icat ettim. Henüz çalıştırmadım ama kesinlikle işe yarayacağına eminim. Onu önce babamın üzerinde deneyecektim. “Anneme her şey için özür dilediğini söyle ve onun iyiliği için gittiğini söyleyerek, her şeyi bize bırak, evin tapusunu annemin üzerine geçir ve def ol git. Bir daha da gelme,” diyecektim. “Ve kimsenin hayatını mahvetme…” Babam dediğimi yapıp gittiğine göre makine çalışmıştı. Başarmıştım! Şimdi ne yapacaktım? Küçük bir makine olduğundan onu yanımda taşımak zor değildi. Makinenin adını “Süje” koymuştum. Aslında saçmaydı. Süje makineden etkilenen insanlar için geçerli olabilirdi …
21.12.2022
Kafam yamru yumru. Tıpkı ikiz bir soğan gibi görünüyor. Size daha kötüsünü söyleyeyim, içimde de bir başka biri var. Şu ana kadar hiç doktora gitmedim, ama eğer gitseydim, iki çeşit DNA’m olduğunu söyleseler zerre şaşırmazdım. Ben büyüdükçe o da büyüdü. Kafam konusunda her zaman bir şeyler işitmişimdir ama hiç kimsenin sırrımı bilmiyor olması bana üstün olduğumu hissettirdiğinden o laflara hiç üzülmedim. Ben şanslıydım. İki kişiydim ve iki kişi olmak şanstı. Daha az hata yapabilirdim. İçimdeki kişi hangisi, ben hangisiyim diye bile sormuyordum kendime. Ben bizdim işte. Kendimle hiç kavga etmemiştim. Sadece iki ayrı düşünceyi iki ayrı zihin, tarafsızca ölçüp biçerek …