22.11.2018

Bir tercümandım. Dünyada konuşulan tüm dilleri biliyordum. İnanın bana… Bir dili öğrenmek için onu birkaç saat dinlemem yetiyordu. Aranan bir insandım. Bereket çoğu bana inanmıyordu. İşin içinde bir iş olduğunu düşünen, kendilerini uyanık olarak gösterip benimle ilgilenmeyen, bana iş veren insanlara aptal gözüyle bakan insanların varlığı ilginçti. Aptal yerine konmaktan korktuklarından gerçekten aptallaşan insanlar… Her ipte oynar, her tür çeviriyi yapardım. Her dilin mantığını anladığım için; kültürlerin insanları nasıl etkilediğini görüp hiçbir şeye şaşıramaz hale gelmiştim belli bir zaman sonra. Bu kadar basit bir şeyde şaşırılacak bir unsur bulamazsınız değil mi? Başlangıçta ben de öyleydim, sonra çok şaşırdım ve şimdi… …

Okumaya Devam Et

18.11.2018

Elinde bir şırıngayla ona yaklaşırken gözleri ifadesizdi. Rutin bir işlemdi bu onun için. Oysa bu şırınganın içindeki şey pek öyle sayılmazdı. Sıvının her molekülüne küçük bir çip oturmuştu. Çipler, şırıngadaki sıvı kana karışır karışmaz istilacı böcekler gibi onun, kurbanın, içinde çoğalacaklar ve onu değiştirmeye başlayacaklardı. İdama mahkum edilmişti ve ölmesi gerekiyordu. Oysa insan kaynağı azalmıştı ve bir tek insanı bile feda etme lüksü yoktu artık dünyanın. Artık o, içindeki çipleri kontrol edecek kişinin kölesi olacaktı. Aslına bakılırsa bu duruma köleleşme bile denemezdi. Kurban istekli hale getirilecek, geçmişini, her şeyi, bu iğnenin batırılışını bile hatırlayacak ve bunu doğal karşılayacak duruma getirilecekti. …

Okumaya Devam Et

15.11.2018

Maaş günüydü; ama bankada hiç param yoktu. Hayır hayır! Yoksulluk ve yoksunluk edebiyatı yapmak için başlamadım bu cümlelere. Param yoktu çünkü o parayla, aynı gün, çok istediğim bir şey almak için yatırım yapmıştım. O ay nasıl geçineceğimi bilmiyordum; ama almak istediğim bir şey vardı ve onu bir daha ne zaman göreceğim bile meçhuldü. Somut hiçbir işlevi de yoktu. Bir hayali satın alıyordum sadece. Her şeyi baştan anlatmak eminim ki daha iyi olacak. Yaşlı bir adamı görmüştüm rüyamda maaş gününden bir gün önce. Ellerinde, daha önce de sık sık rüyalarıma giren, sonradan bir şaman davulu olduğunu öğrendiğim bir davul ve tokmak …

Okumaya Devam Et

13.11.2018

Gri, pürüzsüz bir yumurta bulmuştu yerde. Yumurtayı eline aldığında üşüdü. Sanki içindeki ölmüş, yumurta ise ölen yaratığın mezarı olsun diye yaratılmıştı. Ölmeye doğuyordu sanki yumurtanın içindeki. Acaba neydi yumurtadaki? Bir kuş mu? Bir sürüngen mi? Bir böcek mi? Yoksa çağlar öncesi bir yaratık mı? Bir dinozor mu sözgelimi… Hiçbiri değildi. Zamanı gelip yumurta çatladığında, gri bir boşluk uzattı başını dünyaya. Boşluk tatlı tatlı sesler çıkartmıştı yumurtadan ilk çıkışında. Eğer görünse kesin anlaşılacaktı ki, yumurtadan yeni çıkmış her canlı gibi ıslak, bir kuş yavrusu gibi tüysüz, Bir yılan gibi yumuşacıktı. Sonra büyüdü boşluk… Ve öldü dünya…

Okumaya Devam Et

12.11.2018

Geminin adı; “Rastgele” idi. Bu gemiye bindin mi, ne kaptan olurdun ne tayfa. Olasılıklardı mürettebatı ve her anda, bir olasılığın hakim olduğu her anda, değişirdi kaptanı. Yani bu gemide insan sadece küçük bir ayrıntı, tahta koltukları dolduracak popo sayısıydı. Kelle bile değil… Gemiye bindiğin anda, koltuktan kalkmak dahi yasaktı. Özgürlük denen şey orada imkansız, hatta komikti. Ama bir de gemi durdu mu… İşte o zaman, o zaman özgürleşirdin. Yavrularını uçurumdan iten bir ana kuş gibi iterdi seni gemi götürdüğü olasılığa. İter ve beklerdi. Sonsuz bir sabrı vardı. Bu olasılığı yaşadıktan sonra ona geri dönmeni beklerdi. Bazı yolcular orada kalmayı tercih …

Okumaya Devam Et

11.11.2018

Hayvanlarla konuşabiliyordu. Onlara emretmek için kullanacak bir yüzüğü yoktu. Çoğu zaman umursamıyordu hayvanlar onu. Bitkilerle de konuşabiliyordu. Cinler, hayaletlerle de… Ne mührü vardı ne de bir adamdı. İktidar değildi iletişiminin amacı. Amacı sadece anlamaktı. Bir ağacın bakış açısı, bazen yapacağı bir reklamda çok işe yarardı. Bir reklamcıydı… İşinden bıkması uzun sürmeyince bir medyacı olmaya karar verdi. Bir televizyon, radyo ve gazete alıp işe başladı. Yaptığı haberler, programlar, diziler ve tartışmalar hiçbir medya kuruluşunkine benzemedi. Yavaş yavaş, cinleri, hayaletleri, bitkileri ve hayvanları temsil etti. Artık bir politikacıydı. Çok geçmedi, dünyanın başına geçti. Ne mührü vardı ne de bir adamdı.

Okumaya Devam Et

04.11.2018

Ellerimden bir tanesini istedi tutmak için. Verdim, tuttu ve unuttu. Bense hatırladım onun unuttuğunu. Sonra bıraktı elimi. Ardından bir başkası tutup unuttu. Ben yine hatırladım… Bir de baktım ki, herkes elimi tutuyor. Onlar ellerimi tuttukça ben hatırlıyorum, onlar unutuyor. Sonra bir köpek patisini, milyonlarca tür bakteri kendilerini veriyor ellerime unutmak için. Onlar da unutuyor… Kedi, örümcek, timsah, yılan… Her şey, her şey… Her şey… Yıldızlar ışınlarını bıraktılar ellerime. Kara delikler çekmeyi unuttular elime geldiklerinde. Çare yoktu, ben de ellerimi birbirine kavuşturdum.

Okumaya Devam Et

29.10.2018

Doğduğumda kolik bir bebek olarak doğdum. Yıllarca da öyle kaldım. Hala kolik bir yetişkinim ve beyaz gürültü olmadan uyuyamıyor, dikkatimi toplayamıyor; kısacası rahat ve mutlu olamıyorum. Onun için bir kulağımda dahi olsa hep beyaz gürültü dinliyorum. Mutsuz bir kadınım ve bunu her zaman ve her yerde itiraf edebilirim. Mutsuzum işte, ötesi yok. Kalbimin bir adam için en güçlü attığı anda bile mutsuzdum. Bu denli engin bir mutsuzluk bu, bilmem anlatabildim mi… Geçenlerde bir tımarhaneye gittim. Öylesine… Aslında öylesine değil. Muhtemelen kendi geleceğimi görmek için. Katatonik hastaları gördüm. ‘İşte,’ dedim kendi kendime. ‘Ruhu iflas etmiş bir adam.’ Sonra rüyamda şeytanı gördüm. …

Okumaya Devam Et

27.10.2018

İnsanlar git gide küçülüyorlardı. O ise her geçen gün, insanların küçüldüğü her santim kadar belirsizleşiyordu. O neden küçülmüyordu bilmiyordu. Belirsizleşmek mi; yoksa küçülmek mi daha kötüydü? Bir gün, diğer insanlar mikroorganizmalara, o da bir buluta dönüştü. Buluta baktığında bir insan şekli dahi sezilmiyordu. Mikroorganizmalara bakacak bir çift göz dahi kalmamıştı; zira herkes zaten birer mikroorganizmaydı.

Okumaya Devam Et

25.10.2018

Zemin kötüydü. Bisikletimi süremiyordum. İnip yedeğime aldım. Yokuş dikti, taşlarla ve irili ufaklı çukurlarla kaplıydı. Yine de gitmekte olduğum yoldan hiç kimse döndüremezdi beni. Gitmek istediğim yer bir uçurumun başıydı. Ve sonra… Bisikletin üzerinde uçurumdan atlamak suretiyle ölen, belki de bir şekilde yaşamaya devam edecek olan nadir insanlardan olacaktım. Belki de tek insan…

Okumaya Devam Et