07.02.2019

Bir kulede bir köleydim ben. Merdivenlerini her an çıkmaya devam etsem de bir türlü en üst merdivene ulaşamadığım bir kulede bir köle. Aslında işim merdiven çıkmak değildi sadece. Tepeye doğru merdiven açıyordum. Yani inşa ediyordum. Sonra da; inşa ettiğim merdivenden ilk kendim çıkıyordum. Arkamdan kimse geliyor muydu; gelen kimdi bunları bilmiyordum…

Okumaya Devam Et

18.01.2019

Bir rüzgar esecek Ve merak edeceğim, Hangi kuşun son nefesi gizli, Bu is kokan rüzgarda… Bir adam geçecek ve ben, Ayaklarına bakacağım, Böcek leşlerini sayabilmek için içimden. Bir çocuk bağıracak aptal bir neşeyle. Ve kim bilir kaç kelebeğin kanatları Örselenecek. Üfleyecek, Yürüyecek, Neşeleneceğim. Ve merak bile etmeyeceğim, Kaç cinayet işlediğimi.

Okumaya Devam Et

26.11.2018

Küçük, kaç yaşında olduğunu bilmediğim bir çocuk vardı bugün. Bir hastanenin bekleme salonundaydı. Broşürleri renklerine göre düzenledi, düşen birkaç tanesini topladı ve düzgünce yerine koydu. Düşündüm… Biz ne zaman, kaç yaşımızda bundan vazgeçmiştik? O çocuk bizim yaptığımızı yapacak mıydı? Ne zaman yapacaktı? Bir ah çektim, yüzüme düşen saçlarımı bile kıpırdatamadım, nerede kaldı karşıki dağları yıkmak.

Okumaya Devam Et

23.11.2018

Kendini duvarın dibinde unutulmuş, yan yan yürüyen, kurmalı bir yengeç gibi hissediyordu. Birkaç saniye sonra zemberek boşalacak, kurmalı yengeç duracak sanırdınız… Yengecin yavaşlamasından anlardınız bunu belki. Ya da zemberek boşalırken duyulan o cızırtının git gide azalan küçük çıtırtılara dönüşmesinden… Oysa zemberek bir türlü boşalmazdı. Yavaş yavaş denize gömülen Hollanda’dan daha ağır hareket etse de; bir türlü boşalmak bilmezdi işte. Ve yengeç, bir an dahi duvarın dibinden ayrılmadan; ağır ağır ve yan yan, yürürdü. Durmadan… Duramadan…

Okumaya Devam Et

04.11.2018

Ellerimden bir tanesini istedi tutmak için. Verdim, tuttu ve unuttu. Bense hatırladım onun unuttuğunu. Sonra bıraktı elimi. Ardından bir başkası tutup unuttu. Ben yine hatırladım… Bir de baktım ki, herkes elimi tutuyor. Onlar ellerimi tuttukça ben hatırlıyorum, onlar unutuyor. Sonra bir köpek patisini, milyonlarca tür bakteri kendilerini veriyor ellerime unutmak için. Onlar da unutuyor… Kedi, örümcek, timsah, yılan… Her şey, her şey… Her şey… Yıldızlar ışınlarını bıraktılar ellerime. Kara delikler çekmeyi unuttular elime geldiklerinde. Çare yoktu, ben de ellerimi birbirine kavuşturdum.

Okumaya Devam Et

25.10.2018

Zemin kötüydü. Bisikletimi süremiyordum. İnip yedeğime aldım. Yokuş dikti, taşlarla ve irili ufaklı çukurlarla kaplıydı. Yine de gitmekte olduğum yoldan hiç kimse döndüremezdi beni. Gitmek istediğim yer bir uçurumun başıydı. Ve sonra… Bisikletin üzerinde uçurumdan atlamak suretiyle ölen, belki de bir şekilde yaşamaya devam edecek olan nadir insanlardan olacaktım. Belki de tek insan…

Okumaya Devam Et

12.10.2018

Güzel bir leopardı. Yetişkinken yanıma gelmiş ve kimseye zarar vermemeyi seçerek yanımda yaşamak istemişti sessizce. Şehrin ortasında, devasa bir leoparı hiç zorluk çekmeden beslemek… Trafik kazasında parçalanmış hayvanlar, öldürülmeye terk edilmiş yavrular ve çöplerle besleniyordu. İşin tuhafı, onu doyuracak kadar trafikte ezilen hayvan, can çekişen yavru oluyordu şehirde. Her çöpü yiyemiyordu doğası gereğince; ama çöpten buldukları da takviye sayılıyordu. Neden benim yanıma geldiğini bilmiyordum; ama onu kabullenip sevmiştim. Zararsız oyunlar oynuyor, rahatlamak istediğimizde vücut ısılarımızı ve soluklarımızı paylaşarak birbirimize eşlik ediyorduk. O avlanıyordu, ben çalışıyordum. Böylece geçinip gidiyorduk. Kimse onu görmüyordu…

Okumaya Devam Et

24.09.2018

Ayaklarımı yere deli gibi sürtsem de çıkmıyordu. Çürümüş çiçek artıkları çıkmıyordu! Bir çiçekçiydim ve insanların aşklarını, sözde aşklarını, arttırmak için, binlerce bitkiyi öldürüyor, sonra da leşleriyle uğraşıyordum. Bir de vejeteryandım. Ne yaparsam bitkilere yapıyordum yani. Sonra da mutlu oluyordum; çünkü mutlu ediyordum hesabımca. Bir dükkanım vardı. Binanın her yerini çiçekler kaplamıştı. Öleceğini bilen çiçekler, yaşatılacağını uman ama sonunda ihmalkârlıktan ölmeye gidecek olan, bazen de gerçekten yaşatılan çiçekler…

Okumaya Devam Et