Adalet için bir tek insanı beklemektense, adaletin tecelli etmesi için tasarlanmış yüz binlerce robottan birini çağırmak… Ne kadar da yol kat etti insan denen yaratık. Oysa zorbalık, gölgesi gibi geldi peşinden. İnsan ne kadar yol gittiyse o da gölge gibi takip etti. Ne olursa olsun, artık yargılamak çok daha kolaylaştı. Herkes eşit şartlarda yargılanıyor. Adaletin gözü gerçekten kör. Yani zengine fakire; yakışıklıya çirkine bakacak gözden yoksun. Duyguları da yok; çünkü karar verip adaleti sağlayanlar robot. Ne olursa olsun, insan faktörü her zaman bir şekilde adaleti aşmayı bildi. Yine de; sistemimiz son derece iyi. Düşünün, bunu sistemin çarklarında ezilmiş birisi olarak …
Ay: Kasım 2023
10.11.2023
Bir piyanonun söylemeye çalıştıklarına kulak verirken keman başladı. Piyano onunla devam etti konuşmaya. Bir ayrılıktan mı bahsediyorlardı? İnsan kendi yaşantısına göre yorumlarmış müziği ama öyle değildi. Yakın zamanda ayrılık yaşamamıştım. Hatırladığım kadarıyla canımı hâlâ sıkan bir ayrılık yoktu. Yine de müzik ayrılıktan bahsediyordu. Demek ki o kadar güçlüydü. Yumuşak ama güçlü… Kulaklarımı kim bilir kaç yıl önce yapılan bir kayıtla dolduruyor, beni etkileyebiliyordu. Gerçekten etkileyebiliyor muydu? Sadece kendisini duyuruyordu aslında. Bittiğinde ismini ya da melodiyi anımsayabileceğimi pek sanmıyordum. Belki ileride tekrar işittiğimde bu melodi hakkında bir şeyler düşündüğümü bile zar zor anımsayacaktım. Her şeyi anımsamazdı insan. Her şey onu aynı …
09.11.2023
Bu çocukların çok mutlu olmalarını istiyordum. Çok mutlu olmalarını ve bir yere ait hissetmelerini… Peki ne yapmalıydım? Onlara tüm ihtiyaçlarını vererek birbirlerine yaklaşmalarını sağlayabilirdim. Birbirlerinden uzak, bağımsız yaşamaya alışmış, duygusal açlıkları giderilmemiş çocukları birbirlerine nasıl yaklaştırabilirdim? Aslında o kadar da zor bir şey değildi. Bunun en kolay yolu ortak bir düşman yaratmaktı. Bir sürü politikacının yaptığı gibi… Onları birbirlerine yaklaştırmayı planladığıma göre benden ve personelimden uzaklaştırmak mantıklıydı. Ne de olsa bizleri buradan çıktıktan sonra görmeyeceklerdi. Oysa eğer umduklarım gerçekleşirse birbirlerine daima destek olacaklardı. Özel personeller seçtim. Sert, yaklaşılmaz, duygularını işlerine hiç karıştırmayan. Yine de çocuklarımı gaddar insanların eline bırakamazdım. Ve …
08.11.2023
O gecenin böyle sonuçlanacağını hiç kimse bilemezdi elbette. Hoş benden başkasının da bileceği yoktu. Anlatsam bile bana hangi çılgın inanır bilmiyorum ama en azından deniyorum… O gece, oturmuş hayatımın çok sıkıcı olduğumu düşünüyordum. Sınırlanmış olduğumu… Beni arayacağını söyleyen adam aramamıştı. Ondan telefon beklemekten yılmıştım. Bir yandan beni kendisine bağlamak için bana iyi davranıyor, sözler veriyor, diğer yandan da bir paketten yırtılan, havadan hafif bir ambalaj parçasıymışım gibi üfleyerek uzaklaştırmaya bile zahmet etmiyordu. Artık bu durumdan bıkmıştım. Yanımda olduğunda ne kadar güzel zamanlar geçirdiğimizin bir önemi olmadığını anlamak zorundaydım. Bana kimse böyle zamanlar geçirtmiyor olabilirdi ama kimse bu denli önemsiz olduğumu …
07.11.2023
Çocuktu. Daha küçücükken birisine aşık olabilir miydi insan, bilmiyordu ama onunlayken yaşadığını hissetmişti. Dişi erkek meselesi olamazdı, daha çocuktu. Bir şey olmalıydı. Çocukken bile hep izlerken onu görünce içinde bir şeyler kanatlarını hareketlendirmişti. Tembel olduğundan değil, işiteceği bir ses duyabildiğinden. İşitip anlayabildiği… O kuş ne anlamıştı bilmiyordu ama nihayetinde çocuktu. Kuşa kulak asmadı ve sadece onunla oynadı. Herhangi bir çocukla oynar gibi oynadı. O içindeki kuşun pek az kıpırdayacağını bilemezdi. Onun özel olacağını… Bilseydi de bir şey fark etmezdi.
06.11.2023
Adım Münevver, aydın demek. Bunu her düşündüğümde şaşırırım. Nasıl kadınlara böyle bir anlam ihtiva eden bir isim koyabilmişler, hayret! Bence bu ismi çocuğuna ilk koyan kişi biraz uçukmuş, sonra bu isme sahip olan kadın ölünce onun oğlu kızının ismini koyuvermiş mecburiyetten. Annemin ismi diye. Öyle öyle yayılmış. Yoksa haşa, nasıl bir kadın aydın olabilir değil mi? Olsa olsa nur yüzlü olabilir. Babam ismimi neden Münevver koymuş bilmem. Ailesini tanımayız, kendisi de ben doğduktan birkaç ay sonra evi terk edip gitmiş. Annem neye uğradığını bilememiş. Evlendiklerinde annemin ailesine kimsesiz olduğunu söylemiş, doğru mu yanlış mı bilmem vallahi, hiçbirimiz bilmiyoruz. Annemin babası …
05.11.2023
Yirmi iki yaşımı kutladığım günün, masallara layık bir doğum günü kutlaması olacağını şüphesiz tahmin edemezdim. Bir kafe, yapılmak üzere olan sürprizi bilmiyormuş gibi davranmak zorunda bırakılmış şahsım ve bir sürü insan… İnsanların bir kısmı arkadaşım, kafede oturan, konuyla ilgisiz diğerleri. Ve elbette kafe çalışanları, namı diğer garsonlar, aşçı ya da aşçılar… Pastayı getiren, ses sistemini saçma sapan doğum günü şarkısını çalması için ayarlayan garsonlardı ne de olsa. Onlara da lanet etmeyi unutmamak gerekir değil mi? Ben epey ikna edici bir şaşkınlık çığlığı koyuverip mumları hiçbir dilek dilemeden üflerken; son derece sıradan, beyaz yakalı bir tipe benzeyen adamın biri yanıma geldi, …
04.11.2023
Üç boyutlu yazıcının haznesinden adımımı beton zemine atar atmaz hemen, aynaya bile bakmadan mutfağa koştum. Dönüştüğüm vücuda uyum sağlarken harcadığım enerji yüzünden bitkin düşmüş, acıkmıştım. İşlemden sonra aç olmam son derece doğaldı. Kolay değildi, makine baştan aşağı inşa ediyordu bedeni. Eh, beden enerji kullanmak için bir şeyler tüketmeliydi. Bu gün son kez çıkacaktım bu makineden. Sonunda işi bırakıyordum. Epeyce gıda istiyordu bu defaki Beden. İri yarıydı. Erkekti. Ayrıntılı bilgi edinmek için yemeğimi bitirdikten sonra boy aynasına bakacaktım. Bana sadece içinde ölü insanın DNA’sı bulunan cam bir tüp verirdi. Tüpü yazıcının haznesine atar ve makineye girerdim. Sonra birkaç saatlik bir uyku …
03.10.2023
Kapımın önüne serdiğim paspasın üzerinde ayakkabılarımı giyerken düşünüyordum, şimdi ne yapacaktım? Hâlâ yeterince ikna edici bir mazeret bulamamıştım. Evde ne kahve ne de çay vardı, bir lokma yemek bile yoktu dolapta. Sadece birer kavanoz nohut ve pirinç… Salçam soğanım bile yoktu. Açtım, ölümüne açtım. Açlık yetmiyormuş gibi stresten de yanıyordu midem. Apartmanın ağır kapısını çekecek gücüm bile yoktu. İki hamlede, hamlelerimin arasında duvara dayanarak çektim, arasından geçmek için bile kuvvetim kalmamıştı. Çıktıktan sonra kapıdan anca kaçabilmiştim. Sırtıma kapanan kapıdan kovulmuş gibi hissedecek kadar alınganlaşmış, sertçe çarpan kapının sesine dayanamayacak kadar tahammülsüzleşmiştim. Kulak zarlarım bile incelmiş olabilirdi açlıktan. En yakın yemek …
02.11.2023
Örümcek ağı eğirmenin ne kadar zor olduğunu bilir misiniz? Toplamak bile başlı başına zorken gerisini siz düşünün.… İşte ben bu işi yaparım. Örümceklerin damla damla karınlarından sağarak ördüğü o ağları bir bir toplar, onları eğiririm. Sonra da ağlar elime yapışmasın diye kendi ellerimle yaptığım pudrayı ellerime bulayıp onlara düğümler atarım. Diğerlerinin yaptığı gibi boyamam bu ağları. Buna ne hacet. İpin rengi düğümün niyetini değiştirmez, bilirim. Çünkü düğümün niyeti benim niyetimdir ve niyetim ne iyidir ne de kötü. Renksiz ve rengârenk, bir ahenktir. Düğümlere üflerim ben, ama önce düğüm yaratırım. İpleri yaratanlardan ödünç alır, onları toparlar, birbirlerine kararım. Zaten sapasağlam olan …