21.11.2023

“Buna hazır olduğunu düşünüyor musun? Nasıl hazır olabilirsin anlamıyorum. Böyle bir şeyi kabul edecek kadar aptal olabilir misin gerçekten!” “Aptal değilim ben.” “Doğru ya, sen idealistsin! Asıl aptal olan benim değil mi? Seni ve ideallerini anlamıyorum. Artık geberip hazmedildiğinde o cahilin bokları arasından bulurum parçalarını! O köylünün bokunu gömerim mezara! Ziyaret ettiğimde de cesedin yerine bir avuç boku ziyaret eder, ona okurum dualarımı!” “Sen ne diyorsun be! Alay mı ediyorsun benimle?” “Evet… Seninle, saçma sapan ideallerinle… Kargaları bırak, solucanlar bile güler be size! Solucanlar bile…” “Keşke seninle evlenmeseydim.” “Keşke!” “Bir de semirttin kendini, seni afiyetle yesin diye. Ya, ben seni …

Okumaya Devam Et

20.11.2023

Uyandım… Neredeyim bilmiyorum; ama kendi soluğumdan farklı bir sürü soluğun kokusu var etrafımda. İlk farkında olduğum şey bu. Ne var ki, bu yabancı soluk kokuları bana son derece aşina geliyor. Yani başka nefeslerin kokularıyla uyuyup uyanmak hep yaptığım bir şey olmalı. Beni rahatlatıyor bu çıkarımım, huzurla bir nefes veriyor, soluk kokularına kendiminkini bir nebze daha ekliyorum. Evet, hiçbir şey anımsamıyorum; ama çıkarım yapabileceğim duyusal ve duygusal kerterizlerim var benim, hiçbirini tam olarak algılayamasam da… Sensörlü ışıklar gibi, sadece menzillerine girildiğinde kendilerini gösteren kerterizler bunlar. Sensörlü ışıkları bildiğimi bile bilmiyordum. Senin ya da sizlerin bileceğinizi de bilmiyorum. Umarım biliyorsunuzdur, umarım anlamışsınızdır …

Okumaya Devam Et

19.11.2023

Bir bilgisayar oyununda tanrı olabilmek onun için hak edilmiş bir zaferdi. İcat edilmiş tanrıların kaçı gerçekten yaratabiliyordu? Yunan mitolojisinde yaşayan tanrılar dünyayı yaratan titanların oğullarıydı söz gelimi. O da yazılımcıların yarattığı bu dünyanın tanrısıydı sadece. Evreni tasarlamak için izni ve kaprislerini uygulayacak gücü vardı. Tek farkla, o tanrıların yaptığı gibi, titan babalarını öldürmek yerine yetkilerini, parayla ve bilgiyle satın almıştı. Bir evreni vardı şimdi, istediğince yönetebileceği. *** “Hadi baba, sinemaya gidelim.” “Bu adam kötü mü baba? Hangisi iyi?” “Şu. Adamları biçen iyi. Beyaz zırh giyiyor ya.” “Ama o adam öldürüyor, şu da ölmek üzere, yazık!” “O kötü, bak miğferi bile …

Okumaya Devam Et

18.11.2023

“Çayınız hazır. Tam istediğiniz gibi, iki gram kahveyle tatlandırılmış, demli ve şekersiz.” ”Bana karşı resmi olmak zorunda değilsin A2841.” “Siz de bana seri numaramla hitap etmek zorunda değilsiniz o zaman.” “Peki, önce sen.” “Şu romantik komedilerde ya da romantik komedi tadındaki aşklarda olduğu gibi yapmaktan vazgeçemeyeceğiz anlaşılan. Telefonu önce sen kapat safsatası gibi…” “Bir klişe olsa da eğlenceli değil mi? Hem biz olayı bir kerte üste taşıyoruz.” “Evet…” “Çay için teşekkür ederim Mutlu. Bak bu kez önce ben davrandım.” “Bunu her zaman aynı hevesle yapabilirim biliyorsun. O çaydan aldığın ilk yudumdan sonraki ifadeni çok seviyorum çünkü… Hem bugün özel bir …

Okumaya Devam Et

17.11.2023

Zihnimdeki ilk bilinç kıvılcımı acıyla çaktı. Keşke öylece sönüverseydi. Ama acı ateşi harlatmıştı. Tıpkı yanmaya devam eden bir maytap gibi kıvılcımlar ardı arkasına çakmaya devam etti. Ses güzel değildi, bir maytabın yanması gibi heyecan vermiyordu. Bilakis, korkutuyordu beni. Daha fazla acı çekeceğim anlamına geliyordu çakan her kıvılcım. Bir maytap yanarak biterdi, şanslıydı. Oysa benim bilincimde çakan her kıvılcım onu canlandırıyor, daha fazla acı vadetmekten başka hiçbir anlama gelmiyordu. Çekmeden ölüp kurtulduğumu zannettiğim tüm acıları faiziyle çekiyordum şimdi. Çakan her kıvılcımla hatırlıyordum her şeyi. Isırılarak kopartılmış parmaklarımın acısı, binlerce ayağın altında ezilmiş yüzümün kırıntılaşmış kemiklerinin etimi parçalayıp birbirinden ayrılmayan bir tür …

Okumaya Devam Et

16.11.2023

Güzel kokan, güzel giyinen bir adam geçiyor karşısından. Yanında iki tane cins köpek… Köpeklerin bacakları Arap Atı gibi mübarek. Adamın elinde bir telefon var. Köpekleri dükkânın kapısının önünde bırakıyor. Benden sonra gelmiş ama bana el ediyor başlarında durmam için. Merak ettiğimden yanlarına gidiyorum. Severim köpekleri, yoksa adam emrettiği için değil. Ne güzeller öyle. Güçlü, ince, soylu… öylece duruyorlar. Köpekleri severim ama kokularını değil. O kendilerine özgü soluyuşları, havlamaları falan güzel de elimi sürdüğümde elimde kalan o kokuları yok mu… Ya da içinde köpek olan bir eve girdiğimde ortalığa hâkim olan, ne kadar temizlense gitmeyecek o ağır koku… Eğer bu adam …

Okumaya Devam Et

15.11.2023

Eski tarz bir mimardım ben. Hem mimar, hem müteahhit, hem de bir inşaat işçisi. Bundan zerre kadar utandığım ya da böyle olabildiğim için kibirlendiğim yoktu. Aslında bir zamanlar kibirlendiğim doğruydu; ama işimi yapmanın zevki diğer tüm duygularımı önemsizleştirmişti. Baba mesleğim müteahhitlikti. Babam yaşamı boyunca çok fazla risk almış, neredeyse hep kazanmıştı. Kaybetse bile çok az şey kaybettiğinden, bir servetin müstakbel sahibi olarak doğmuştum. İnşaatlarda büyüdüğümden mimar olma fikri neredeyse doğuştandı. En çok eski mimarlara özenirdim; çünkü onların gerçekten işin başında olmaları işlerini daha iyi yapmalarını sağlıyordu. Ürünlerinden anlayabilirdiniz bu gerçeği. Kendi kendime söz vermiştim. Ben de böyle bir mimar olacaktım. …

Okumaya Devam Et

14.11.2023

Kim derdi ki yaptığımız bu hareketin hayatımızı kurtaracağını? Hem de sadece bizim değil, dünyamızdaki tüm insanların kurtulacağını? Beni gün henüz ışımaya başlamışken dürterek uyandırmış, yüzüme bakmıştı. Bu gözleri, bu minnettar ifadeyi hatırlıyordum. O, kurtardığım ilk mahkûmdu. Taksi şoförü bir kadın. Müşterisini öldürdüğü söyleniyordu. Deliller ikinci dereceydi ama yargıç, idam cezası vermişti ona. Yargıcın kadınlardan nefret eden bir adam olması tesadüf müydü? Bir de kadın bir taksi şoförünün varlığını mahkemede ayan beyan sorgulaması. *** Hiçbir şeyi tam olarak bilemediğimizi söylerken ne kadar da mütevazı görünürüz değil mi? Oysa bunu söyledikten belki on beş dakika sonra, yargıç kürsüsünde mesela birisinin kalemini kı- …

Okumaya Devam Et

13.11.2023

Doğanın ortasında, uygar bir piknik masasında karşılıklı oturuyorduk. Benimle tartışmaya çalıştığı belliydi. Oysa ben kimseyle tartışmakta bir fayda görmüyordum. Hem yalnızdık ve doğadaydık. Tartışma hoşuna gitmezse üzerimde güç kullanabilirdi. Kimseye güvenmediğim gibi ona da güvenmem için bir sebep bulamıyordum. Birbirimizi birkaç aydır tanıyorduk, beni sevdiğini söylüyordu. Bense onu sevmeye çalışıyordum sadece. Bunu neden yaptığımı, neden sevmediğim bir insanı sevmeye çalıştığımı bile bilmiyordum. Monoton hayatımda bir farklılık olması için mi? Onu hiç sevmiyor değildim tabii. Ama güvenecek kadar da sevmediğim bir gerçekti. O da bunu biliyor, yine de denemeye devam ediyordu. Tartışmak bunun için en kolay yoldu. Usta olduğunu, çok şey …

Okumaya Devam Et

12.11.2023

Onlar… Yıldızlara ve aya bakıp dönerek etraflarında ve çevresinde dönerek birbirlerinin, Uluyup ya da haykırıp yıldızlara ve aya ve dönerek onlar gibi boyuna, Nar rengi kanın akmadığı bir oyun oynuyorlardı. *** Cırcır böceklerinin öttüğü bir yaz gecesiydi. Deringece dört ayağı ve gövdesiyle koşuyor, koşuyordu. Peşinde koştuğu bir canlı vardı ama onu yemek niyetiyle koşmuyordu. Tek istediği önüne çıkmaktı. Ondan sonrasına onu yakaladıktan sonra karar verebilirdi… Belki de üzerine çıkar ve biraz tepinirdi. Ya da pençelerinden biriyle tembel tembel tutar ve utkuyla uluyup onu kızdırırdı. Önemli olan o değildi şimdilik. Tek düşündüğü onu tutmaktı. Ve uzun bir sıçrayış… Ve evet! Yakalamıştı …

Okumaya Devam Et