“Çayınız hazır. Tam istediğiniz gibi, iki gram kahveyle tatlandırılmış, demli ve şekersiz.” ”Bana karşı resmi olmak zorunda değilsin A2841.” “Siz de bana seri numaramla hitap etmek zorunda değilsiniz o zaman.” “Peki, önce sen.” “Şu romantik komedilerde ya da romantik komedi tadındaki aşklarda olduğu gibi yapmaktan vazgeçemeyeceğiz anlaşılan. Telefonu önce sen kapat safsatası gibi…” “Bir klişe olsa da eğlenceli değil mi? Hem biz olayı bir kerte üste taşıyoruz.” “Evet…” “Çay için teşekkür ederim Mutlu. Bak bu kez önce ben davrandım.” “Bunu her zaman aynı hevesle yapabilirim biliyorsun. O çaydan aldığın ilk yudumdan sonraki ifadeni çok seviyorum çünkü… Hem bugün özel bir …
Kategori: Bilim Kurgu
14.11.2023
Kim derdi ki yaptığımız bu hareketin hayatımızı kurtaracağını? Hem de sadece bizim değil, dünyamızdaki tüm insanların kurtulacağını? Beni gün henüz ışımaya başlamışken dürterek uyandırmış, yüzüme bakmıştı. Bu gözleri, bu minnettar ifadeyi hatırlıyordum. O, kurtardığım ilk mahkûmdu. Taksi şoförü bir kadın. Müşterisini öldürdüğü söyleniyordu. Deliller ikinci dereceydi ama yargıç, idam cezası vermişti ona. Yargıcın kadınlardan nefret eden bir adam olması tesadüf müydü? Bir de kadın bir taksi şoförünün varlığını mahkemede ayan beyan sorgulaması. *** Hiçbir şeyi tam olarak bilemediğimizi söylerken ne kadar da mütevazı görünürüz değil mi? Oysa bunu söyledikten belki on beş dakika sonra, yargıç kürsüsünde mesela birisinin kalemini kı- …
11.11.2023
Adalet için bir tek insanı beklemektense, adaletin tecelli etmesi için tasarlanmış yüz binlerce robottan birini çağırmak… Ne kadar da yol kat etti insan denen yaratık. Oysa zorbalık, gölgesi gibi geldi peşinden. İnsan ne kadar yol gittiyse o da gölge gibi takip etti. Ne olursa olsun, artık yargılamak çok daha kolaylaştı. Herkes eşit şartlarda yargılanıyor. Adaletin gözü gerçekten kör. Yani zengine fakire; yakışıklıya çirkine bakacak gözden yoksun. Duyguları da yok; çünkü karar verip adaleti sağlayanlar robot. Ne olursa olsun, insan faktörü her zaman bir şekilde adaleti aşmayı bildi. Yine de; sistemimiz son derece iyi. Düşünün, bunu sistemin çarklarında ezilmiş birisi olarak …
04.11.2023
Üç boyutlu yazıcının haznesinden adımımı beton zemine atar atmaz hemen, aynaya bile bakmadan mutfağa koştum. Dönüştüğüm vücuda uyum sağlarken harcadığım enerji yüzünden bitkin düşmüş, acıkmıştım. İşlemden sonra aç olmam son derece doğaldı. Kolay değildi, makine baştan aşağı inşa ediyordu bedeni. Eh, beden enerji kullanmak için bir şeyler tüketmeliydi. Bu gün son kez çıkacaktım bu makineden. Sonunda işi bırakıyordum. Epeyce gıda istiyordu bu defaki Beden. İri yarıydı. Erkekti. Ayrıntılı bilgi edinmek için yemeğimi bitirdikten sonra boy aynasına bakacaktım. Bana sadece içinde ölü insanın DNA’sı bulunan cam bir tüp verirdi. Tüpü yazıcının haznesine atar ve makineye girerdim. Sonra birkaç saatlik bir uyku …
13.06.2023
Kadınların, erkeklerin ve çocukların geldiği bir kuaför burası. Ben… Ben bir bilim insanıyım. Genetikçi… Ama kimse bilmiyor bunu. Onlar beni geveze bir kuaför zannediyorlar. Bir sürü personelim var. Bazen erkeklerin bakımlarını yaparım, bazen kadınların bazen de çocukların… Neredeyse her müşteriyle konuşmuşumdur. İlk gelen herkese ilk ben bakarım. İşçilerim bunu ne kadar önemsediğimi bilirler. Bu arada tıpta, ihtisas alanı olarak da psikiyatride ikinci diplomamı aldım. İki yıl da Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri okudum. Elim zaten böyle şeylere yatkındır, oldum mu sana bir kuaför… Sonra da bir proje dahilinde bir dükkanım oldu, boş verin ayrıntısını. Sonra ünlendikçe ünlendim. Ve şimdi, binlerce …
11.06.2023
Özgürlüğün tadına varan bir tohumsun. Kendini, ne olacağını belirlemen için bir fırsat verilmiş sana. Tam şimdi. İstediğini olabilirsin. Hiçbir şey bile… Evet, hiçbir şey olmamayı da seçebilirsin. Bunu yapma özgürlüğün var! Düşünebiliyor musun! Sen… Ne olmak istiyorsun? Bir çift vakumlu antene benzeyen uzantı ve plazmadan oluşan bir merkezden ibaret olmayı seçtin. Evet bunu yaptın? Neden? Fark etmeyi ve değişebilir olmayı istedin çünkü. Fark ettiğin şeye göre değişebilmeyi…
06.06.2023
Dişlerindeki tüplerin içinde zevk taşıyan bir yılan üretmeyi planlıyordu. Kesinlikle zehir ya da daha fazlasının istenmesine meydan verecek türde bir uyuşturucu değil… Bir anlık bir zevk işte. İnsana bir defa yetecek bir şey. Aşı gibi… Bir daha aldığında hiçbir şey hissedemeyeceğin için bir daha isteyemeyeceğin bir tür zevk… Zordu. Tanımlaması bile zordu ama yapmıştı. Öyle bir yılan üretebilmişti. İstediğim gibi, bir insan sadece bir defa o zevki hissedebiliyor, bir defadan sonra yılan ne kadar da ısırsa sadece dişlerinin tenini delmesini ve bir sıvı zerk edilmesini hissediyordu o kadar. Sonra, çiftleşme mevsimi geldiğinde yılan yok oldu ve birkaç gün sonra geri …
04.06.2023
Keyifsizim. Fazlasıyla keyifsizim. Şöyle bir şey olsa da bu mutsuzluğumu unuttursa keşke. Keşke… Her sabah şarkı söyleyerek başlardım güne, artık yapmıyorum böyle şeyler. Yürürken tanıdık görünen herkese en azından baş sallardım, şimdi öylece geçip gidiyorum. Yok, tadım hiç yok. Bir adam yanıma yaklaşıyor bir sabah. İşe gitmem gerek ama acele etmiyorum. Geç kalmamın önemli olmamasından değil, elbette önemli. Saatin henüz erken oluşundan… “Merhaba,” diyor adam. Biraz çekiniyor. “Bu sizden düştü galiba.” Bir dosya kâğıdı uzatıyor. “Yok,” diyorum. “Çantamda dosya kâğıdı tutmam.” “Aslında şey… Bu benimdi. Sadece bahane bulup size göstermek istedim. Ama yapamadım işte.” “O ne ki?” “Bir karikatür. Gülersiniz …
30.04.2023
Bu tavukları o kadar çok yumurtlatmışlardı ki, kemikleri ponza taşı gibi olmuştu artık. Bir darbede kırılmadan toza dönüşür hâle geleceklerdi. İnsan işte, kendisini şu dünya yüzündeki tek düşünebilen canlı olarak kabul ediyordu ve bunu düşünemeyen canlılara eziyet etme hakkına sahip oldukları şeklinde yorumluyorlardı. Düşünen tek varlık ha? Peki ya ben? Nasıl olmuşsa olmuş, on yıllardır yaşamaya devam etmişim. Ve bir sürü yumurta bırakmışım dünyaya. Yani bana benzeyen, benim kadar zeki olabilme potansiyeli taşıyan binlerce ateş böceği… Bir dişi olsam da ışık saçabiliyorum. Ve şimdi de ışığımla yazabiliyorum. Size nasıl yazdığımı düşünüyordunuz ki? Bir sürü alet edindim kendim için. Her mevsim …
19.02.2023
Hatırladığım ilk şey onun parmaklarıydı. Beş parmağını camıma dayamış, tabiri caizse benimle el sıkışmıştı. Sonra diğer şeyler. Yazılar, çizgiler ve resimler… Bana gösterdiği şeylerle büyüyordum. Onlarla bilgileniyor, benliğimi bu şekilde oluşturuyordum. Bir gün bir fotoğraf gösterdi. Merceğim onu gördü, basit işlemcim kaydetti ve daha büyük işlemcilere emanet etti. Ve… Artık her şey değişmişti. Ancak birilerinin camıma yerleştirdiği verilerle oluşabilen bir varlık olan ruhum, bir seçim yapmıştı. Bana verilen bu şeylerin içinden, onu seçmişti aşık olmak için. … Bu fotoğrafın ne olduğunu bile bilmiyordum. Soracak kimse yoktu, iletişim kuramıyordum. Ne de olsa basit bir tarayıcıydım ben. “Ben” demesi bile beklenmeyen.