İhtiyarlar her yerdeydi; çünkü artık çocuk doğmuyordu dünyada. Bir virüsle insanların doğurma yetenekleri yok edilmişti. Nüfus git gide yaşlanmaya ve yavaşlamaya başlamıştı. İnsanlar tavşanlar gibi çiftleşiyorsa da tüm tavşanları utandıracak şekilde bir tanecik yavru bile dünyaya getiremiyorlardı. Artık aşk sözcüğü tedavülden çıkarılmış, tüm dünyada namus denen kavramın izine dahi rastlanmaz olmuştu. Artık tek kutsal şey üremekti. Kutsal ve ulaşılmaz… Üremeye, doğan bebeklere dair destanlar yaratılmıştı. Eski söylenceler güncellenip değiştirilerek özünde bir bebeğin doğuşu ve üretkenlik olanlar güçlendirilip aktarılmaya devam edilmiş, böyle bir içeriği olmayanlar da değişime uğratılarak güncellenmişti. Dünyada bilinen en genç kişi kadındı ve altmış dokuz yaşındaydı. Artık insanların …
Etiket: çocuk
16.05.2018
Her şey iyi giderken neden içi burulurdu insanın? Yoksa kendisinin iyi bir şeyi hak etmediğini düşündüğünden mi? Asıl cezayı biz mi veririz kendimize yoksa? Hayatında her şey ters gidiyordu. Yaptığı hiçbir şeyde başarılı olamadığı gibi, başardığı küçücük bir şey için tam mutlu olup onun ekmeğini yiyecekken; o elinden kayıveriyordu. O nedenle, tedbirli bir şekilde mutlu olmayı öğrenmişti. Bu çok yetersiz geliyordu ona. Uçların insanı olmasa da biraz güven istemenin nesi kötü olabilirdi ki? Diğer yandan da kim neye ne kadar güvenebiliyordu ki bu dünyada? Yine de; insanlar nasıl oluyordu da bu kadar güvenli görünebiliyorlardı? Kendisinde olmayıp onlarda olan neydi? Bir …
26.04.2018
Çok yorgundu. Vücudunun her santimi çözülmüştü sanki. Derisi vücudunu kaplamaktan, damarları kanını taşımaktan, kanı bir temizlenip bir kirlenmekten ve devamlı hareket etmekten bıkmiştı ve bu bıkkınlık, vazgeçmişlik, vücudunu oluşturan tüm atomlar için geçerliydi. Bu durumun somut bir nedeni yoktu. İşi güzeldi, seviyordu işini. Bir tiyatro sahnesinde kostümlerden sorumluydu. En devasa sorunlara en pratik çözümler bulmakta usta olduğu için oyunlar hiç sınırlanmadan oynanabiliyor, çok daha gerçekçi görünüyorlardı seyirciye. İş arkadaşlarıyla da bir sorunu yoktu. Üzerine sinen bıkkınlığı bile anlayan yoktu. İyi idare ediyordu. Canlı duruşundan taviz vermiyor, fazlasıyla enerjik görünüyor, evine girene kadar hiperaktif bir insan profili çiziyordu. Evine girdiği an …
23.04.2018
Çelimsizdi. Yüzü bir avuç bile değildi. Gözleri hep uykusuzluktan kıpkırmızıydı. Uyuyamıyordu. Onun için uyumak ölümden de beterdi sanki. Uyuduğunda elinden bir şeyleri alınabilirdi. Ya da bir yere sürüklenir, öylece, bağlanabilir ve yavaşça, çok yavaşça işkence ile öldürülebilirdi. oysa ne kadar uykusuz da olsa, uyumadığında her an kaçabilirdi. Kaçamasa bile, en azından uykusunda yakalanmamış olurdu. O, kaçmakta ve saklanmakta ustaydı. Gündüzleriyse durum başkaydı. O zamanlar öğreniyorlardı. Kendisine işkence yapabilecek insanlarla birlikte hem de; ama gündüzler yasaklıydı. Kimse zorbalık yapamazdı. Bir okuldu burası. Sıra dışı olduğunu çoktan anladığınız bir okul… Bu okulda, çoğunlukla en çok parayı verenin belirlediği yüksek bir amaca uyması …
19.04.2018
İstediği tek şey, istediğini düşünüp ulaşamadığı için istemeye devam ettiği tek şey, bir çocuktu. Kendisi kısır değildi ama eşi kısırdı ve o eşini ondan vazgeçemeyecek kadar seviyordu. Bir çocuk evlat edinmek karmaşık bir süreç olacağından bunu tercih etmiyorlardı. Yalnız bir çocukla karşılaşmayı umuyorlardı. Mesela bir sokak çocuğuyla… Bir gün kapılarını altı-yedi yaşlarında bir çocuk çalmıştı. Açlıktan gözü dönen bir çocuk… Ya da çocuk dilendirmekte çığır açmış bir adamın nezaretindeki bir çocuk… Aslına bakılırsa ikinci ihtimal çok daha olası görünüyordu. Yine de; çocuğa kendi çocukları olmayı teklif etmekten geri durmamıştı. Tereddütsüz kabul etmesi, çocuğun bir gardiyanının olmadığı anlamına geliyordu herhalde. Sonunda …
06.04.2018
Kırbacı belinden çözüp bağlı olan çocuğun göz hizasında çeşitli şekillerde kıvırmaya başladı. Sanki gölge oyunlarıyla küçük kardeşini ya da çocuğunu güldürmeye çalışıyordu. Yüzünde muzip bir gülümsemeyle, önce bir sincap resmi yaptı bileklerinin hareketleriyle. Kırbacı şaklattıktan sonra bir de ayıcık yaptı. Sonra küçük bir çöp adam… Çocuk, ağzı açık onu izliyordu. Nasıl bu kadar hünerli olabiliyordu? Kırbaç çok uzundu. Aniden çöp adamın çocuğa göre sağ kolu, çocuğun şaşkın yüzünde kırmızı bir iz bıraktı. Çocuk çığlık bile atmadı, şaşkındı. Kırbaç bir an bile durmamıştı. Bunu yaparken ağzından bir tek sözcük çıkmamışsa da; kırbaç yeterince konuşuyordu zaten. Hareket ederken çıkardığı ıslık sesi kendisini …
03.04.2018
Gökyüzüne baktı. En sönük yıldızlardan birisini aradı gözleri. Gözünün alabildiği en sönük olanını… Ve ona odakladı gözlerini yaşlarla dolsa da. Tüm dikkatini ona verdi. İlgisizliği anlardı çünkü ve ona yapılanı yapmamak için dahi olsa en sönük yıldızı arardı ilgisini sunmak için. Düşünürdü ki, bu sönük yıldıza bakmak pek olası olmayacağından ilgisiz kalmak rahatsız edebilirdi yıldızı. Düşünürdü ki, onun kadar uzakta birisinin dahi ilgisine hasret kalabilirdi o yıldız… Tıpkı onun gibi… Her zaman görmezden gelinirdi o da. Ya da ışıltısı sönük olduğundan görülmezdi. Ne var ki, yıldızlar katrilyonlarcalarken; onlar, Yani oturduğu evin mevcudu sadece sekiz idi. O hariç sekiz… Baksanıza, kendisini …
21.03.2018
Adı söylendiğinde yok olan şey nedir? İnsanlar ‘sessizlik’ diyorlar; ama ben bu yanıtı doğru bulmuyorum. Sessizliğin adını söylediğimde, bağırdığımda dahi hiçbir şey değişmiyor çünkü. Orada, öylece duruyor sessizlik. Kalın, aşılmaz bir duvar gibi. Hayır, ben sağır falan değilim. Ama… Hiçbir ses duyamıyorum. Evet, kulaklarım çalışıyor dedim ya, sağır mısınız! Duymak istediğimi mi duyamadığımı düşündünüz? E o zaman ne duymak istediğimi soracaksınız tabii. Bunu doğrulamazsam ne yapacaksınız peki? Yani duymak istediğim belli bir şey olmadığını söylersem… Doğru, öyle özellikle duymak istediğim bir şey yok. Peki neden hiçbir şey duyamıyorum? Aslında… Size duyduğum, gerçekten duyduğum bir şeyden söz etmek istiyorum. Bir gün, …
18.03.2018
Bir kadın, bebek arabasını iterek yürüyordu. Arabanın içinde neredeyse birinci sınıfa gidecek kadar büyümüş bir çocuk oturmaktaydı. Kadınla çocuğu görenler çocuğun neden o arabada öylece oturduğunu soran gözlerle kadına bakıyorlardı. Çocuk özürlü müydü acaba? İstisnasız hepsi bunu düşünürcesine çocuğu tepeden tırnağa süzüyordu. Hayır, çocuk özürlü falan değildi. Anne zamanı dondurmuştu ve çocuk bu konu hakkında ne yapacağını bilmiyordu. Hatta bir şey yapması gerektiğini bile düşünemeyecek kadar hoşnuttu bu ilgiden. Artık büyüdüğünü annesinin ölümünden sonra anlayan adam, kayda değer hiçbir şey yapmadığından zamanı yavaş işleyen bir kadın buldu ve evlendi. Aslında kendisi de zamanı yavaş işleyen bir sığınağının olmasından memnun, hareketli …
07.03.2018
Bir karar, önemli bir karar vereceğiniz zaman ne yaparsınız? Nasıl verirsiniz kararlarınızı? Yanıtlarınızı duyamayacağım ama ben hiç karar vermek zorunda kalmamıştım. En büyük şeylerde bile… Hemen, anında tercihimi yapardım zira. Hiç zorda kalmamıştım. Hiç tökezlememiştim daha önce. Oysa şimdi… Şimdi düşüncelerim birer mısır tanesi gibi, koçan tutamadığı için yere döküldüler ve toparlayıp koçana geri dizmem gerekecek onları. Hangi konuda mı karar vermeye çalışıyorum? Boş verin onu. Bilmeniz gereken tek şey, bir seçeneğin çok zor, diğerininse çok çok kolay olduğu… Kolay olan mutsuzluğumu devam ettirecek ve hiçbir şey değişmeyecekken; zor olan bilinmezlerle dolu. Her şeyde olduğu gibi aslında. Peki karar verirken …