Şu “İnsan” denen mahlukatı bir türlü anlamıyorum ben. Bu arada kim bilir bu şekilde başlayan kaç konuşma ya da yazı vardır… İnsan nasıl kendisinin mensubu olduğu bir şeyi bu kadar yanlış anlayabilir; ya da hiç anlamaz, onu da anlayamıyorum. Belki de işimize gelmediği için anlayamıyoruzdur. Tembel olduğumuzdan yani. Anladığımızda değiştirmek zorunda kalacağımızı bildiğimizden belki de… Her ne ise… Ben sizlere meramımı anlatmak için başladım ve bitirdiğimde belki de anlamış olacağız hep birlikte. Belki öylesine tesirli olacak ki sözlerim, tembel olan tüm zerreleriniz karıncalanacak ve bir bakmışsınız ki, kan oralara hücum ederek oraları da çalışabilir hale getirmiş bile. Umut fakirin ekmeği …
Etiket: kedi
19.07.2018
Bir kedinin size hareket etmeyi öğretmesine izin verin. Yemeğini yemesinden itibaren, yani sonuçtan itibaren anlatmaya başlayayım ki onun aslında bir başlangıç olduğunu anlayasınız. Kedi yemeğini yer ama onu ortalıkta koşarak harcamaz. Evet oyun falan oynar ama aslında antrenmandır o. Uyur, koordinasyonunu kuvvetlendirmek, vücudunu onarmak için… Ardından, av bulma süreci başlamıştır. Belirli parametreler dahilinde bir arayıştır başlar kedi için. Dikkat edin, parametrelerden bahsediyorum. Öylesine bir arayışı kastetmiyorum. Bir av bulunmuştur… Strateji belirleme sırasıdır artık. Kedi hala hareket etmemekte, ya da asgari devinimlerle işini yürütmektedir. Vücudunun sınırlarını bilmektedir çünkü. Hesaplar yapar, atlayacağı mesafeyi, saldıracağı yeri belirler… İşte, ancak o zaman, bir tek …
07.06.2018
Tek başıma oturduğum alçak duvara bakıyordum. Bir bahçeyle yolu sadece ayırmak için örülmüş bir duvardı. Tehditkar değildi, uyarıyordu sadece. Rica ediyordu. “Burada bir bahçe var ve bahçedekiler bunu bilmenizi istiyor haberiniz olsun. Buyurun, üzerime de oturabilirsiniz. Belki bir şeyler yer, bir şeyler okursunuz. Yalnız çok rica edeceğim, bahçeye girmeyin. Belli mi olur, belki ayağınızla yeni bitmekte olan bir çiçeği eziverirsiniz. Yazık değil mi? Topunuzla bir gülün dalını kırıverirsiniz belki. Kedilerin, köpeklerin başımızın üzerind yeri var. En kötüsü bir kökün dibine tuvaletlerini yapıp toprağı eşerler. Ne güzel, gübre olur oncağızlara da. Bir de kuşlar gelir. Onlar da buyursunlar gelsinler. Zaten bir …
27.05.2018
Kedisini severken ölmüştü. Gözlerimin önünde, öylece kapayıvermişti gözlerini. Öldükten saniyeler sonra dahi, beyin ellerine komut vermeyi bırakmamıştı kediyi sevmesi için. Kediyse fark etmesine rağmen sadece bıyıkları ve kulakları kıpırdamış, onun sevmesine devam etmesine ses çıkartmamıştı. O öldükten sonra, tamamen davranışları değişmişti kedinin. Sanki akıllanmış, bilinçlenmişti. Bana daha yumuşak davranır olmuştu mesela. O ölmeden önce bana tahammül bile edemezken, öldükten sonra yanıma gelip saatlerce bana sürtünerek mırlar, geceleri benimle uyur, tıpkı onun gibi, sabah erkenden uyandırmaya çalışırdı. İşte o konuda eski sertliği devreye girer ve ayaklarımı ısırarak uyandırırdı. Ben de o öldükten sonra kediye düşmüştüm. Başka kimsem yoktu ki… Bir de …
14.12.2017
Hakkımda bilinmesi gereken ne varsa ama ne varsa biliyorlardı. Gerçekten biliyorlardı hem de! Her şeyi… Hangi rengi sevdiğimi, hangi rengi sevmediğimi, ne tür kitaplar okuduğumu, sevip sevmediğim yemekleri, çaya şeker atmadığımı, şekerli çayın midemi bulandırdığını, sodayı çok sevdiğimi, en çok sevdiğim kitabın Pippi Uzunçorap olduğunu, on beş dakika önce ne yediğimi… Gerekli-gereksiz her şeyi… Bilmeleri gerekiyordu çünkü şirketim öyle istemişti. Her şeyi yalansız aktarmalıydım. Gördüğüm rüyaları bile. Tamamen şeffaf olmalıydım. En ufak bir şeyimi gizlersem şirketle olan anlaşma biterdi. Böylece her şey biterdi. İşte o zaman, hakkımda bilinen her şey, tamamen unutulurdu. Yokmuş, hiç olmamış gibi olurdum. Hatta belki öyle …
03.11.2017
Kedinin biri kucağına atladığında sessiz bir parkın bankında kitap okumaktaydı. Bu kitap, şu karakterin başına gelecekleri, yazılan sayfaları seçip okuyarak belirleyeceğiniz kitaplardandı. Son yıllarda bu kitaplardan birkaç tane yazılmıştı ama o bu kitabı isimsiz olarak bir antikacıda bulmuştu. Deri bir kapta olmasına rağmen eski bir kitap değildi. Kuzu derisinden yapılmıştı ve en fazla birkaç yıllıktı. Sayfaları da deridendi ama ona göre bu kitaba gizem katmak için yapılmış olmalıydı. Böyle düşünmesine rağmen o kitabı rafına geri bırakacak kadar kayıtsız kalamamıştı. Merakı küçümsemesine rağmen iflah olmaz bir meraka sahip olması da hayatındaki en büyük çelişkiydi zaten. İşte, gördüğünüzde dünyanın en sevimli kedisi …