Daktiloma kağıt takıp yazmaya başladım ve bu ilk cümlem. Merhaba… Ben bir ralli pilotuyum. Adımı söylemeyeceğim ama arkadaşlar arasında “Kurtçuk” diye bilinirim. İki anlamıyla da… Hem böcek olan kurtçuk; çünkü sessizdir ve kendisine özgü bir hareket etme şekli vardır. Hem de köpekgillerden olan kurt. Kurtçuk; çünkü ufak tefek ve gözlerimde çok fazla sarı benek var. Ve bakışlarım… Tıpkı bir kurda benzediğini söylüyorlar bakışlarımın soğukluğunun. Ben onların yalancısıyım. Rallinin her branşında yarıştım… ama devam etmeyeceğim bundan böyle. İştahım kalmadı ve bunun nedeni hakkında en ufak bir fikrim yok. Yine de fikir yürüteyim haydi. Bence; artık başka bir hırsımı bambaşka bir şeye …
Kategori: Beklenmedik
30.08.2018
Bir yılbaşıydı. Gece yarısından önce uyuyakalmıştım. Hem yılbaşlarını önemsemezdim hem de çok yorgun hissediyordum. Üstelik hava buz gibiydi ve en iyi yorganın altında uyuyarak ısınıyordum. Aniden, ter içinde uyandım. Yorgana sarılmış, terliyordum. Kulağımın dibinde de bir sivrisinek vızıldıyordu. Bu soğukta… İyi de; soğuk değildi ki hava! Tuhaf bir evde uyanmıştım. Kıyafetlerim ve sarındığım yorganım dışında her şey farklıydı. Yatakta bile değildim. Yerde uzanmaktaydım. Parke zeminde… Mutfakta… Yanımda küçük bir çocuk, çok tanıdık geliyordu, durmakta ve beni seyretmekteydi. Onun ablası olduğunu tahmin ettiğim genç bir kız da ekmek yapmaya çalışıyor olmalıydı. Epey büyük bir topak hamuru yoğurmaktaydı çünkü. Sonunda çocuğu tanımıştım. …
29.08.2018
Ne yapacağımı bilmiyordum. Gerçekten bilmiyordum. Fiziksel olarak insan; zihinsel ve ruhsal olarak adeta bir uzaylı doğurmuştum. Onunla nasıl başa çıkacağımı, daha doğrusu hayat tarzımıza uyum sağlamasını nasıl kolaylaştıracağımı bilmiyordum. Öğrendiği her şey, onun için bir tür hayal kırıklığı oluyordu. Ya da bir şekilde uyum sağlayamadığı bir sorun olarak önümüze çıkıyordu. Bir kediye neden evde bakıldığına anlam verememişti mesela. Ya da bir köpeğe… Onlara neden emrediyorduk? Neden bağlıyorduk onları? Aynı şey saksı çiçekleri için de geçerliydi. Hatta ipek böcekleriyle ilgili bir belgesel izledikten sonra aylarca kendisine gelememiş, hıçkıra tepine ağlamıştı. Mesela; görünmez bakteri ve mikropların varlığını öğrendiğinde türlü türlü korkuları olmuştu. …
25.08.2018
Viskimi uydurma şişesinden, yıllardır bu iş için kullandığım sadık, basit, meşeden yapılmış ahşap bardağıma doldurdum. Evet, belki şişesi uydurmaydı, ama kendi üretimim olan; deneme yanılma yöntemi ile yıllar içinde bulduğum bir tarifle damıttığım bir üründü. Evet, şişenin dışı uydurmaydı; ama; çok çok önemli bir ayrıntısı vardı. Bilmem bilir misiniz? Viski, şarap gibi şişede yıllanmaz; çünkü olgunlaşmasını fıçıdan çıktığı an bitirir. Viskiye tadını veren etmenlerden önemli biri de fıçının verdiği tattır. Her neyse, ben, şişede olgunlaşmasını bitirmesin diye, şişenin viskiye temas eden tarafını meşe ağacından yapmış, mantar da kullanmamıştım. Bu viskiyi sadece kendim içmem, dünyaya yapılmış bir haksızlıktı aslında. Biliyordum bunu; …
24.08.2018
Köy köy, şehir şehir, ülke ülke gezen bir masalcıyım ben. Aslında sadece bir masalcı değilim, bir anlatıcıyım. Bir anlatıcı olmakla da kalmıyorum… bir…. aynalı temaşacıyım desem tuhaf gelecek ama öyleyim. Temaşa eder, temaşa ettiklerimi yansıtırım öylece. Ben yokumdur. Cinsiyetsiz bir sesim, şarabı da ayranı da ne bileyim, tekilayı da içtiğimde aynı tepkiyi veren bir vücudum, şiire de kavgaya da sevişmeye de aynı tepkiyi veren bir ruhum vardır. İşte ben buyumdur. Bir ben var mı; ona bile emin değilimdir hatta. Ben yeryüzüymüşüm, yok yok, havaymışım gibi gelir hep. Hani hava sesi ve ışığı iletir ya, işte ben de insanlara temaşa ettiklerimi …
22.08.2018
Yeni bir ihbar daha gelmişti. Bir tatil gününün ertesinde, en büyük morga sahip hastanelerin birindeki cesetlerin tümü mumyalanmıştı. Bu yeterince tuhaf değilmiş gibi, tüm cesetlerin yanlarında, kendi evlerinden çalınmış özel eşyaları, yüzük, kolye gibi takılarından kemerlerine, kitaplarından müzik aletlerine kadar birçok şeyleri de; bulunmaktaydı ve ölülerin bulunduğu çekmecelere olabildiğince muntazam bir biçimde, onların kullanımına sunulmaya hazır bir şekilde konulmuştu. Bazı küçük şeyler de sargılarının arasına yerleştirilmişti. Tıpkı Mısır geleneklerinde olduğu gibi. Bu, üçüncü hastaneydi ve böylesine büyük bir hareketin nasıl olup da bir günde gerçekleştirildiği bu durumla ilgili herkesin merak konusuydu. Her şey bir yana, bu garip hareketin nedeni bile …
19.08.2018
Kervanın en arkasında, istenmeyenlerin yolculuk ettiği mevkide kimsenin binmek istemeyeceği, kötü huylu bir devenin üzerinde seyrediyordu genç kız. Genç yaşta kocasını öldürmek suretiyle dul kalmıştı. Aslında kendisini dul bırakmıştı desek daha doğru olur. Herkes bunu bilse de; kimse bir şey ispat edemeyeceğinden ve kız liderlerinin kızı olduğundan sadece dışlanmakla kalmıştı. Taşlanmaktansa dışlanmak evlaydı. Zaten kendisi toplumunu çoktan dışlamıştı. Kendisi her ne kadar sessiz olsa da; devesine o kadar çok çıngırak takmıştı ki; zaten huysuz olan hayvanı deli ediyordu bu çıngırak sesleri. Tabii ki kervanda da dikkat çekiyordu. Gerçi o kadar büyük bir gürültü olmasa da çıngırakların metallerinden yansıyan güneş bile …
18.08.2018
Abanoz ağacını oyarak neredeyse yekpare bir sandal yapmak, hiç mi hiç kolay değildir. Bu, insanın on yıllarını alabilir. Abanoz ağacının her zerresiyle ayrı ayrı uğraşman gerekir çünkü. Öylesine sert, öylesine inatçıdır… Gerçi böyle bir şey yapmaya bir insanın neden gerek duyacağı anlaşılır şey değil ama… O öyle yapmıştı işte. Üstelik teknesinin pruvasına onun heykelini oymuştu tüm gerçekliğiyle. Neden? Ona aşık olduğu için mi? Hayır. Onun sevgisini ya da onayını kazanabilmek için mi? Yok, o da değil… Zaten heykelini yaptığı insan çoktan ölmüştü. Sebep de oydu. Onu öldürmüş olmanın suçluluğu… evet… Onun ölümüne istemeyerek de olsa bizzat sebep olmuştu ve bunun …
14.08.2018
Denizin üstünde türlü türlü kuşun uçması onu hep meraklandırmıştı. O ki, sular aşmıştı amacı için ama havayı hep merak etmişti. Keşke havada da uçabilseydi. Oralara da çıkıp oraları da fethedebilseydi. Herkes tarafından biliniyordu gittiği yol. Hatta, bir gün bir insan, derisinin altına azıcık acıtan bir şey bile yerleştirmişti. Gerçi acı geçtikten sonra bitmez tükenmez bir farkındalığın kaşıntısı olmuştu ama. Yani izlendiğini biliyordu somon A341. Evet, numarasını bile biliyordu. Nereden bildiğini bilmiyordu. Hatta, nasıl öleceğini de biliyordu. Bir ayının midesinde, ona uykularında eşlik etmek için, yani onun iyi bir uyku çekebilmesi için ölecekti. Ayılar hakkında da bir sürü şey biliyordu. Mesela, …
12.08.2018
Kendime bir söz vermiştim. Emekli olursam Antarktika’ya gidecek, barışın hüküm sürdüğü bir yerde nasıl yaşandığını görecektim. Her ne kadar kurak ve soğuk bir yer olsa da; barışın sıcaklığı olacaktı orada. En azından öyle hayal ediyordum. Bir kontrol etmeye değerdi. İşim gereği neredeyse dünyayı gezme fırsatı bulabilmiştim ve gittiğim hiçbir yerde barışı, dolayısıyla mutluluğu bulamamıştım. Bir ressamdım ben. İyi bir ressam ve aynı zamanda da resim eleştirmeni. Hem başkalarının eserlerini eleştirmek hem de kendi eserlerimin eleştirilmeleri için sergiler yapmak için, dünyanın dört bir tarafına gitmiş, sergi ya da ziyaretlerimin arasına gidilmesi gereken yerleri gezmiştim. Bu geziler, aslında hiç de herkesin gittiği …