Rengarenk bir böcek görmüştüm. Tıpkı bir oyuncak gibi, rengarenk ışıklar yanıyordu tüm vücudunda. Her renk var gibiydi. Adeta bir iç mimarın ya da bir boyacının renk kataloğu gibiydi. Tüm renk dalgalarını aynen yaratıyordu. Bukalemun falan değildi. Daima renk değiştiriyordu. Daima… Bir amacı yoktu. Amacı renk değiştirmekti. Larvası belli bir aydan sonra olgunlaşıyor ve değişiyordu. Simsiyah oluyordu önce. Sonra da bembeyaz. Simsiyahken çiftleşecek olgunluğa geliyordu. Çiftleştikten sonra dişi yumurtladıktan, erkek bakirlikten kurtulduktan sonra renkleri beyazlaşıyordu. dişi yumurtladıktan, erkekse birkaç gün yumurtaların bakımını yaptıktan, tıpkı bir tavuk gibi yumurtaları beklemek ve her an ağızlarındaki bir sıvıyla üstlerini kaplayıp nemli kalmalarını sağlamak zorundaydılar, …
Kategori: Fantastik
26.12.2017
Yüksek tavanlı binalardan oldum olası hazzetmezdim. Kendimi küçücük hissettirirdi bana. Sanki ne olursa olsun küçücük bir detay olarak kalacaktı. O binalarda yaşanan hiçbir şeyin önemi yoktu. Önemli olan tek şey varlıklarını devam ettirmekti o binalar için. İnsanlar binalar için vardı sanki. İşte çalışmaya başladığım işin yüksek bir binada olması onun için canımı sıkmıştı. Kendimi güvende hissetmeyeceğim bir yerde işe başlamak… Hem de bu ilk işim olacaktı. Bir iş yerinin oluşturmak mecburiyetinde kaldığı kreşte çalışacaktım. Çiçeği burnunda bir ana okul öğretmeniydim. Çocukları çok sevdiğimden işimi de seviyordum. Kreşteki çocukların yaş ortalaması çok farklı olduğundan kendimi parçalara bölmem gerekiyordu. Hepsine hitap etmeliydim. …
22.12.2017
Bir kitapçı dükkanının vitrininde görmüştüm o maskeyi. Sadece kitap satmayan bir kitapçı dükkanında. Dükkana girdim ve maskeyi daha yakından görmek istediğimi söyledim. Vitrinden alıp tezgaha koydu. Genç bir kadındı. Gülümsediğimde karşılık vermişti. Oysa ben maskeye gülümsemiştim. Gerçi, belki de bunu anlamıştı; çünkü maskeyi kendisinin yaptığını söylemişti. Güzel bir maskeydi. Deriden, peluştan ve ipten oluşturulmuştu. Yüz ne bir adamınkine ne de kadınınkine benzeyen, cinsiyetsiz bir yüzdü. Bunun nedeni bir insanla bir hayvan arasında kalmış olmasıydı herhalde. Hayvan mı yoksa insan mı, karar veremediğiniz için cinsiyetini düşünmek aklına bile gelmiyordu insanın. Bu belirsizliği öyle güzel yaratmıştı ki kadın, insan bakakalıyor ve bu …
21.12.2017
Bir dolapta duruyordu maket. Ne zamandır bir uçak maketiyle uğraşıyordum. İşten sonra uğraştığımdan pek hızlı ilerleyemiyordum. Neler yapmamıştım ki! Evler, parklar, arabalar, tapınaklar, okullar, kütüphaneler… yaptığım bu maketleri bu iş için özellikle boş bıraktığım bir odada bulunduruyordum. Özel raflar yapmıştım onlar için duvarlara. Bu uçağı tavana asacaktım. Diğer uçaklara yaptığım gibi. Küçük bir havuzum da vardı gemiler için. Maket bitmek üzereydi. Hatta bugün biterdi. … Bitmişti.. Bir gün sonra bitmişti ama. Ertesi gün, ev alışverişi için pazara gitmem gerekiyordu. Yine iş çıkışında halletmeyi düşünüyordum. Pazarda bir adam çiçek coşturan su satmaktaydı. Onu daha önce de görmüştüm. Adam ısrarla bu suyun …
20.12.2017
Rengarenk bir taş bulmuştum. O kadar farklı görünüyordu ki, gökten düşmüş olmalıydı. Taşı elime aldığımda tuhaf bir şey hissettim. Sanki taş canlıydı. Kıpırdamıyordu ama elimin içinde bir canlı vardı sanki. Bir canlı sıcaklığı… Onu eve götürdüm. Boş bir saksıya koyup bekledim. Gece soğuğunda taş soğurdu. O zaman dokunduğumda da sıcaksa bir şeyler farklı demekti. … Sıcaktı… Taş canlı ya da maddesel olarak farklıydı. Belki de canlı değildi de ısınmasını sağlayan bir tepkimeye giriyordu. Bunu düşünürken elimdeki taş hareketlendi ve çatladı. Bu taş, ki yuvarlak bile değildi, bir yumurtaydı anlaşılan. Şekilsiz bir yumurta… Yumurtadan ejderhaya benzeyen tuhaf bir hayvan çıkmıştı. Kuş …
10.12.2017
Uyandığımda alarmın tiz sesini duymamak tuhaftı. Her gün en az altı kere ertelerdim. Her hafta değişen, git gide rahatsız edici olan sesler bulurdum beni uyandırabilmesi için. Neler denememiştim ki! Aslan kükremesinden bebek ciyaklamasına, en gürültülü hız motosikleti sesinden devamlı öten, hiç bitmeyeceğe benzeyen, tiz biplemeye kadar… O sabah alarm çalmıyordu. Cin gibiydim hem de. Saate bakmak için telefonumu arandım. Ama her şeyden önce gözlerimi açmam gerekiyordu. Daha doğrusu uyku maskemi çıkarmam… İlginçti. Yüzümde maskenin hissi olmamasına ve gözlerim açık olmasına rağmen maskenin yarattığı türden bir karanlık hakimdi ortama. Kollarımı kaldırayım dedim, yumuşak bir şeyin engellemesiyle karşılaştım. Bu daha da ilginçti. …
09.12.2017
Eski, boynuz saplı bir bıçağı vardı. Tek zenginliğiydi. Kendi elleriyle yapmıştı gerçi ama çeliği bulmak için çok zaman harcamıştı. Bulduğu yere onu satın almak için bir servet ödemişti. Boynuzu kendisi en başından tonlarca işlemden geçirerek bir bıçak kabzası hâline getirmişti. Bu bıçağın çeliğine çok emek vermişti ve dillere destan bir dayanıklılığı ve kesiciliği olmuştu. Kuru odunu bile bu bıçakla kesse bıçağın kılına zarar gelmezdi. Doğa dışı bir bıçak gibiydi. Belki de gerçekten öyleydi… Çeliğe su verirken yaşlı bir adam gelmiş, bu bıçağıyla canlı bir şeyin hayatına son vermemesi koşuluyla her şeyi kesebileceğini söylemişti. Bıçağın çeliğini sımsıcak haliyle sıvazlamıştı şaşkın bakışları …
06.12.2017
Konuşmayı sevmiyordu. Kimseyle… Belki kendi kendisine… Gülmeyi seviyordu ama. İnsanlara gülmeyi seviyordu. Sadece konuşmak gereksiz geliyordu ona. Bir gün bir dergide bir makale okumuştu. Kargalar, papağanlar, maymunlar ve filler diğer hayvanlara göre zekiydi ve bunun nedeni topluluk halinde yaşamalarıydı. Yani bu insanlar için de geçerliydi. Ne kadar iletişim kurarsan o kadar zeki olurdun, beynin o kadar çok gelişirdi. Bu kadar basitti. En azından bu araştırma ve türevleri böyle söylüyordu. Oysa o iletişim kurmayı sevmezdi. Toplumla belli bir iletişimi de yoktu. Yani en aza indirgemişti her şeyi. Peki zekası? Ona göre gayet iyi çalışan bir zihni vardı; çünkü insanları, daha doğrusu …
02.12.2017
Sigarasını yaktı, kokmadı. Sadece mavi bir duman, havaya yayıldı. Hava masmavi oldu. Dudaklarıyla ve nefesiyle dumanı şekilden şekle sokmaya başladı. Bir masal anlattı oturduğu yerde. Sakin, hiç konuşmadan… Sigarası tam masal biterken bitmişti. Mutlu bir sonu yoktu masalın ama her yer masmaviydi ve bu mutluluk veriyordu insana. Bir tek şey vardı, orada ondan başka kimse yoktu. Masalı ondan başka kimse görmüyordu. Dumanın kokusuzluğuyla ondan başka kimse ferahlamıyordu. Ondan başka kimse, soluk seslerindeki zorlamasız ritmi dinleyemiyor, ağız hareketlerindeki sükuneti izleyemiyordu. Bir hücredeydi çünkü. Yıllardır… Belki de kendisini bildi bileli. Bir suçu da yoktu. Adi bir suçlunun suçunu üstlenmiş, öyle ki, delilleri …
01.12.2017
Canı sıkkındı. Öyle sıkkındı ki, eğer sıkıntısını içinde tutarsa kalbi, yüreği değil kalbi, ciddi ciddi patlayabilirdi. Kan basıncı yükselirdi ve hoop… Birisiyle konuşmalıydı. Hiç kimse de yoktu çevresinde konuşabileceği. Amaçsızca yürürken bir parkta soyut bir heykele rastladı. Sfenkse benzeyen bir heykel… Vücut parçaları üçten fazla yaratıktan alınma bir sfenkse… Heykelin önüne geldi ve konuşmaya başladı. Kendisinden, sıkıntısından, insanlardan bahsetti. Konuştukça konuşuyordu. Soluğu tıkansa, ağzı kurusa da konuşuyordu. Kimseler uğramıyordu oralara o vakitler nasılsa. Bir ayak sesi duyana kadar konuşmaya devam etti. Ertesi gün yine gitti oraya. Yine kaldığı cümleyi tamamlayarak devam etti konuşmasına. Yine bir ayak sesi duyana kadar devam …