Yay olmazsa keman, keman olmazsa yay müzik yapmaz. Garip bir kadının çaldığı keman sesiyle açmıştı gözünü dünyaya. Annesi huzursuz olmasın diye çalıyordu kemanı kadın. O ise, ayaklandığında yalpalaya yalpalaya, annesinin memesine değil de kemana doğru yürümüştü. O harikulade sesin karnını doyurmak, canına can katmak için olduğunu sanmış olmalıydı. Bunu anlayan kadın, hayatının her anında keman çalmıştı ona. Kadının kendisi farklı mıydı sanki? o da kemanla açmıştı gözünü dünyaya ve o da kemana doğru koşardı koşabilseydi tay gibi. İlginçtir, sanki kuyruk tellerinde müziği işlemişti. Onun kuyruk tüylerinden yapılan yaylar bambaşka bir ses veriyordu kemana. Belki inanması güç ama; reçine bile istemiyordu. …
Kategori: Fantastik
29.11.2017
Uğur böceklerini çok severdi. Avuçlarında dolaşırken bir sinek kadar nazik ama bir sineğin hiç olmayacağı kadar sessizdiler. Çocukken kaza eseri fark etmişti, uğur böcekleri ezildiklerinde harika kokuyordu. O zamanlar yanlış bir şey olduğunu anlayacak kadar empati kuramadığından nerede bir uğur böceği bulsa, ezmiş ve koklamıştı. Büyüdüğünde çok pişman olmuştu ama o kokuyu hep özlemişti. Hep özleyecekti. O gün de bir uğur böceği, etrafında hiç yeşillik olmasa da; elinin üzerine konuvermişti. Yaprak bitleriyle beslenen bu hayvan beton yığınında ne yapmaktaydı acaba? İlk önce bunu merak etmişti. Yaprak bitleriyle beslendiklerini nereden bildiğini bilmiyordu; ama çam balının da böyle olduğunu okumuş ve uğur …
27.11.2017
Bir çalı süpürgesiyle tüm gün boyunca ortalığı süpürürdü. Süpürgenin o karakteristik sesi… O ses için, o sesi daima duymak için her şeyden feragat edebilirdi. Ediyordu da… Aklından, sağlığından, normalliğinden… Süpürgenin sesi ona uçtuğunda rüzgarın çıkarttığı sesi çağrıştırırdı. Süpürgeyle uçtuğunu hayal eder, bir sürü gidecek yer bulup süpürgenin çıkardığı ses eşliğinde hayallediği yerleri canlandırırdı zihninde. Bazen çocuklara anlatırdı fondaki süpürge sesiyle. Neler kurmazdı ki! Türlü şekil ve kılığa girmekte özgür cinlerin cirit attığı, ejderhaların birbirlerine alev fırlatıp bu alevlerle top oynadıkları, şeytanların birbirlerine benzer ruhları sıralayarak okey oynadıkları, cücelerin prensesle kutu kutu pense oynadıkları, kurşun askerlerin kurşun diye kendilerini birbirlerine attıkları, …
25.11.2017
Bir anahtar… Kapının altından bir zarfın içinde bir anahtar itilmişti. Bir de yazı vardı zarfın içinde. Bu anahtarın her kapıyı, kilitli her şeyi açacağını iddia eden… Küçücük bir kumbara kilidinden bir banka kasasının kapısına kadar her yeri açıyordu yazıya göre. Kumbarada değil de; bitpazarından aldığı çok eski, kilitli bir defterin kilidini açabildi. Ardından hep kilitli olan restore edilmeye başlanıp sonra öylece bırakılmış bir camiin kapısını açmayı denedi ve onda da başarılı oldu. Gerçekten de yazılanlar doğruydu. o ana kadar denediği her şeyi açabilmişti. Tamam da; neden ona böyle bir zarf gelmişti? Neden başkasına değil de ona Bir hırsız değildi ki …
21.11.2017
Bir tezgahta oturmaktaydı. Önünde bir sürü küçük kağıt dolu bir kutu duruyordu. Bir sürü insan… Bir sürü ağızdan çıkan bir sürü ses dalgası… Gümbür gümbür… En önemlisi bir sürü hareket… Sanki üstüne üstüne geliyordu herkes. Bereket, çakırkeyifti. Arkasında duran sağ olsun. Eğer öyle olmasaydı korkudan, kalp krizinden giderdi. Tam göremediği insanlar gelir, beklerlerdi bir kâğıt çekmesini. Çoğu da kafasının iyi olduğunu bilmezdi. Onlar için o sevimli ve yumuşak bir şeydi o kadar. Arada sırtını şöyle bir sıvazlar, başını okşarlardı ama. Neye göre kâğıt çekerdi peki? Bilmezdi bunu doğrusu. İnsanları, ihtiyaçlarına ve kafasının ne kadar, hangi safhada iyi olduğuna bağlı olarak …
19.11.2017
Hayatında ilk defa bir köye ayak basmıştı. Sahipsiz, tapu kaydı olmayan bir arazinin tapusunu yok pahasına alıp üzerine prefabrik bir ev kurup bir kümes yapmış, yanına da bostan ekmeye karar vermişti. Birkaç koyun almayı planlamıştı sonra ve bostan ekmekten vazgeçmişti. Onun gibi şair ruhlu bir insanın bostanla yetinmesi düşünülemezdi. O hayvancılık yapmalı, dağlarda koyun otlatmalıydı. Köyün havasından suyundan istifade etmeli, her karışını bilmeliydi. Belki köydeki yaşlılar da ona koyunlarını emanet eder de birkaç kuruş kazanabilirdi. O gün, yaşlı bir kadının birkaç koyunuyla kendi koyunlarını birleştirip köyün ya da yukarısındaki bir meraya doğru sürerken görmüştü o devasa bembeyaz kayayı. Şekilsiz olmasına …
14.11.2017
Kim bilir neleri düşüne düşüne yürürken; yanına tuhaf, cılız birisi gelip eline bir zarf tutuşturup kaşla göz arasında istediği kadar harcayabileceğini söyleyerek ortadan kayboluverdi. O da neydi? Neyi harcayacaktı? elindeki zarfa aval aval bakakalmıştı. Birisinin ona sertçe çarpmasıyla yolun ortasında olduğunu hatırladı ve yoluna koyuldu. Zarfı yağmurluğunun cebine koydu. Nasıl olsa evine gidiyordu. Orada iyice bakabilirdi. Evinde yalnız yaşıyordu. Ailesinden yeni ayrılmıştı. Yalnızlığın tadına bakmak için… Evinde ses olsun diye bir hamster besliyordu sadece. Devamlı dönmesini izleyip o çıldırtan çılgın sesi dinlemek ona tuhaf bir mutluluk veriyordu. Evine ulaşıp yemeğini yedikten, ardından kallavi bir kahve yaptıktan sonra zarfa bakabilir hale …
11.11.2017
Kalabalık bir caddeyle hep tenha kalan çıkmaz bir sokağın kesişiminde açardı tezgahını. Kırk yıldır haddi hesabı olmayan değişiklikler olmasına rağmen hiç değişmemişti o çıkmaz sokak. O da kırk yıldır bir gün bile orayı boş bırakmamıştı. Hiçbir zabıta da ona ilişmemişti kırk yıl boyunca. O çıkmaz sokağa hep kazara girerdi insanlar. Onu gördüklerinde yanlış yola saptıklarına şükrederlerdi. Onun sattığı şeyi hiç kimse satmazdı çünkü. Deliksiz bir boru satardı. Ahşap bir boru. Hiçbir müzik aletine benzemezdi bu boru. İki ucunda da iki ayrı metal vardı. Bir ucunda altın, diğerinde gümüş…Mutlu olduğunuzda altın uca, hüzünlendiğinizde de gümüş uca üflediğinizde size ait olan şarkıyı …
09.11.2017
Kucağında bir silah tutuyordu ama kimse tuttuğu şeyin silah olduğunu anlayamazdı. Kendi imal etmişti bu silahı. Bir tür savunma silahı olmasına rağmen etkinleştirilmek zorunda kalındığında içinde bulunduğu evren için çok tehlikeli hâle geliyordu. Silahın savunma amaçlı olması emniyet kilidinin akıllı olarak tasarlanmış olduğundandı. Bir tehlikede olmadığı an hiçbir güç çalıştıramazdı onu. Yanıltmak da mümkün değildi. Her şey yanıltılırdı gerçi ama bu silahı yanıltmak için çok şey feda etmek gerekiyordu. Silah bir yaratıktı. İlk bakışta bir sincap yavrusuna benzeyen, kırılgan görünüşlü olmasına rağmen epey dayanıklı, hatta etkinleştirilmediği sürece ölümsüz bir yaratık…Yumuşak huyluydu. Evcil hayvan olarak rahatlıkla beslenebilirdi. Duyarlı, anlayışlı ve zekiydi. …
08.11.2017
Göğe, daima göğe bakarken bir şeye çarpıp düşmemek bir mucize gibiydi onun için. Gözlerini çok hızlı hareket ettiriyor olmalıydı. Kendisinin dahi fark etmeyeceği kadar hızlı… Çünkü daima göğe bakardı o. Hatırladığı her şey gökte olup bitmişti. İnsanların yüzlerini bilmezdi. Bir çimenin nasıl olduğunu anımsamıyordu bile. Göğe, daima göğe bakardı çünkü. Kaplumbağanın, yılanın, kertenkelenin, solucanın… nasıl hayvanlar olduklarını merak dahi etmemişti. Yerdeki şeyler umurunda bile değildi. Bir yere çarpmamak ve düşmemek, akıcı bir şekilde yürümek dışında pek bir önemi yoktu onun nazarında yürüdüğü zeminin. Ama her kuşu bilirdi. Bir ebabil kuşunu bile kaç kere havada görmüşlüğü, takip etmişliği vardı. Ebabil kuşları …